Kadın emeği: Eser, Julien Dupré, (1851 - 1910)
Gagavuzların kökeni, bilim dünyasında hâlâ kesinleşmemiş bir konudur. Yirmiye yakın hipotez vardır; çoğu Türk kökenli oldukları konusunda birleşir ancak hangi Türk boyundan geldiği, ne zaman ve hangi koşullarda Hristiyanlaştıkları tartışmalıdır. Dilbilimsel olarak Gagauzca, Oğuz grubunda Türkçe, Azerbaycanca, Türkmence ile akrabadır. Bu da onları Anadolu ve Orta Asya Türk dünyasına bağlar. Dinsel olarak ise Doğu Ortodoks Hristiyan'dırlar. Bu ikili kimlik, hem Balkan hem Karadeniz stepleri tarihinin izlerini taşır.
Ortaçağ: Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar ve Selçuk etkisi:
Gagavuzların çekirdeği 11.-13. yüzyıllarda Karadeniz steplerinden Balkanlara geçen Peçenek, Uz (Oğuz) ve Kuman (Kıpçak) boylarının oluşturduğu bilinir. Peçenekler 1040'lı yıllarda Tuna'yı geçerek Dobruca ve kuzey Bulgaristan'a yerleşmiş, bir kısmı Bizans hizmetine girmiş ve Hristiyanlaşmıştır. Uzlar da benzer yollar izler. 1241'deki Moğol istilası sonrası Kuman göçleri de bölgeyi etkilemiştir. Bir diğer güçlü hipotez, Anadolu Selçuklu etkisiyle ilgilidir. 1243 Kösedağ yenilgisinden sonra Sultan II. İzzeddin Keykavus, Moğol baskısından kaçarak Bizans'a sığınır. Bizans İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos, 1262-1263 yıllarında onun taraftarlarını (birkaç bin aile) Varna ile Tuna ağzı arasındaki bölgeye, yani Dobruca'ya yerleştirir. Selçuklu Türkleri, daha önce orada bulunan Peçenek-Oğuz-Kuman unsurlarıyla kaynaşırlar. Bir kısmı 1307'de Anadolu’ya döner (Karesi Beyliği), kalanlar ise dilini koruyarak Hristiyanlaşır ve Dobruca'da küçük bir prenslik kurarlar. Bu prenslik, 1417'deki Osmanlı fethine kadar varlığını sürdürür. Gagavuz adının Keykavus'tan geldiği de ileri sürülür. Bu teori özellikle Türk kaynaklarında popülerdir.
12. yüzyılda Dobruca'da Türkçe konuşan Hristiyan bir yönetici olan Balık Bey'in Karvuna Prensliği, bu sürecin bir devamı olarak görülür. Osmanlılar 14. yüzyıl sonu-15. yüzyıl başında bölgeyi ele geçirdiğinde, Gagavuzlar Osmanlı tebaası haline gelmişlerdir. Dobruca, kuzey Bulgaristan (Deliorman) ve Trakya'da yaşamaya devam etmişler; dilini ve Ortodoksluğunu korumuşlardır. Osmanlı kaynaklarında ayrı bir Gagavuz adı sık geçmez; genellikle Türkçe konuşan Hristiyanlar veya Bulgarlarla birlikte anılırlar.
Osmanlı dönemi ve göçlerin başlaması (15.-18. yüzyıllar)
Osmanlı yönetiminde Gagavuzlar tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylü topluluklar olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Dil, Bulgarca, Rumence ve Yunanca etkileriyle şekillenmeye devam etmiştir. 18. yüzyılda Rus-Osmanlı savaşları (özellikle 1768-1774, 1787-1791) Balkan Ortodoks nüfusunu hareketlendirmiştir. Rus propagandasının da etkisiyle, Gagavuzlar ve Bulgarlar yeni topraklar arayışına girmişler. İlk küçük gruplar 18. yüzyıl sonlarında Prut-Dinyester arası (Doğu Moldova / Bessarabia'nın güneyi, Bugak/Budjak) bölgesine geçmişlerdir. 1789'da Komrat'ın temelleri atılmıştır; Valkaneş gibi bazı yerleşimler daha eski olabilir.
Kitlesel göç ve Rus İmparatorluğu dönemi (1806-1917)
Asıl büyük göç, 1806-1812 Rus-Osmanlı Savaşı sırasında ve sonrasında gerçekleşmiştir. 1812 Bükreş Antlaşması'yla Bessarabia Rus İmparatorluğu'na katılır. Nogay Tatarları bölgeden çıkarılır, boşalan topraklar Gagavuz ve Bulgar kolonistlerine verilir. 1812-1846 arasında, özellikle Doğu Bulgaristan'dan (Varna, Balçık çevresi) on binlerce kişi gelir. 1828-1829 savaşından sonra ikinci büyük dalga yaşanır. 29 Aralık 1819 tarihli çarlık kararnamesiyle "Tuna ötesi göçmenler" (Bulgar ve Gagavuzlar) ayrıcalıklı kolonist statüsü alırlarr: 50 yıl vergi ve askerlik muafiyeti, kişi başına 60 desyatine kadar toprak, serbest ibadet hakkı. Göçmenler dört kolonist okrugunda (Prut, Cahul, İzmail, Budjak) yerleştirilmiştir. Komrat, Çadır-Lunga, Kongaz, Avdarma, Beşalma, Kirsovo gibi bugünkü Gagavuzya'nın çekirdeğini oluşturan köyler bu dönemde kurulmuş, büyümüşlerdir. Gagavuzlar genellikle "Bulgar kolonistleri" adı altında kayda geçer; kendi etnik adlarını ancak 19. yüzyıl sonlarında daha açık kullanmaya başlarlar. 1850 civarında Bessarabia'da yaklaşık 21-28 bin Gagavuz olduğu tahmin edilir. 1897 Rus İmparatorluğu genel nüfus sayımında Bessarabia'da dil olarak Türkçe" konuşanlar (çoğunlukla Gagavuz) yaklaşık 55.800 kişi kaydedilmiştir (toplam nüfusun %2,9'u). Bunlar çoğunlukla güney ilçelerde (Bender, İzmail) yoğunlaşmıştır.
Rus döneminde Gagavuzlar tarım (tahıl, üzüm), hayvancılık ve şarapçılıkla geçinmişlerdir. Komrat, Gagavuzların başkenti olarak anılmaya başlamıştır. Rus etnograf Valentin Moşkov, 19. yüzyıl sonunda bölgede araştırmalar yapmış, Gagavuz dilini ve kültürünü kayda geçirmiştir. Mihail Çakır (1861-1938) gibi din adamları, Gagauzca dini metinler yayımlamaya başlamış, yazı dilinin temellerini atmıştır. Eğitim Rusça ve Moldovanca ağırlıklıydı; Gagauzca resmi eğitim dili değildir. 1905 Rus Devrimi sırasında köylü hareketleri Bessarabia'ya da ulaşmıştır. Ocak 1906'da Komrat'ta Andrey Galatsan liderliğinde ayaklanma çıkmış, altı gün süren "Komrat Cumhuriyeti" ilan edilmiştir. Vergiler kaldırılmış, borçlar iptal edilmiş, toprak reformu talep edilmiştir. Hareket, sosyalist-devrimci karakter taşır. Gagavuz köylülerinin desteğini almıştır. Çarlık kuvvetleri (dragonlar ve jandarma) tarafından bastırılmış, liderler sürgün edilmiştir. Bu kısa özerklik, Gagavuz hafızasında ilk özerklik denemesi olarak yer eder.
1917-1918: Devrimler ve Romanya'ya katılma
1917 Şubat ve Ekim Devrimleri sırasında Bessarabia'da Moldavya Demokratik Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Aralık 1917'de Kişinev'de İşçi, Asker ve Köylü Sovyeti, Gagavuz-Budjak Cumhuriyeti kurulmasını tartışmış ancak başarılı olamamıştır. Bolşevik baskısı ve iç karışıklık artınca Sfatul Ţării (Ülke Meclisi), 27 Mart 1918'de Bessarabia'nın Romanya ile birleşmesini kabul eder. Gagavuz bölgelerinde de Romanya ordusu kontrolü sağlamıştır. Böylece Gagavuzların neredeyse tamamı ilk kez tek bir devlet (Romanya) sınırları içinde yaşamaya başlamıştır.
İki savaş arası Romanya dönemi (1918-1940)
Romanya yönetiminde Gagavuz nüfusu artmıştır. 1930 Rumen nüfus sayımında Gagavuzlar ilk kez ayrı etnik grup olarak kaydedilmiş, sayı yaklaşık 98 bin civarına ulaşmıştır (önceki Rus dönemine göre önemli artış). Eğitimde Rumenleştirme politikaları uygulanmış, zorunlu askerlik getirilmiştir. Buna karşılık kültürel canlanma da yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver'in (1931-1944) çabalarıyla Gagavuz köylerine Türk öğretmenler gönderilmiş, Türkçe dersleri verilmiştir. Gagavuz gençleri Türkiye'de eğitim imkânı bulmuşlardır. Mihail Çakır, 1934'te "Besarabya Gagavuzlarının Tarihi" adlı eserini Gagauzca ve Rumence yayımlamış, Oğuz kökeni vurgulamış ve kimlik bilincini güçlendirmiştir. Latin alfabesine geçiş denemeleri de bu dönemde başlamıştır.
Gagavuzlar tarımla uğraşmaya devam etmiş, Komrat ve Çadır-Lunga gelişmiştir. Siyasi olarak özerklik talepleri zayıf kalmıştır. 1924'te Tatarbunar ayaklanması gibi olaylar yaşanır ancak Gagavuz katılımı sınırlıdır. Komünist propaganda Bessarabia'da etkili olmaya çalışmış ancak Gagavuz köylerinde görece sakin kalmıştır. 1940'a gelindiğinde Gagavuzlar, Ortodoks inançlarını, Türkçe lehçelerini ve köy yapılarını koruyan, ekonomik olarak tarıma dayalı, kültürel olarak hem Balkan hem Rus etkileri taşıyan bir topluluk konumundadır. 23 Ağustos 1939 Molotov-Ribbentrop Paktı'nın gizli protokolüyle Bessarabia Sovyet etki alanına bırakılır. Haziran 1940'ta Sovyet ültimatomuyla Romanya bölgeyi terk etti. Böylece Gagavuz yerleşimlerinin büyük kısmı Moldova SSC'ye, bir kısmı Ukrayna SSC'ye bağlanır, Sovyet dönemi başlar. Bu uzun süreçte Gagavuzlar, steplerden Balkanlara, oradan Bessarabia'ya uzanan bir göç ve kimlik koruma hikâyesi yaşarlar. Dilini ve dinini koruyarak "Hristiyan Türkler" olarak varlıklarını sürdürürler. Modern millî bilincin temelleri 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında atılır. 1940 ilhakı, bu sürekliliği keskin bir şekilde değiştirir, müstemleke oldukları karanlık bir dönemin kapısını aralar.
Gagavuzların Sovyetler Birliği (SSCB) tarihindeki hikâyesi, 1940'ta Bessarabia'nın ilhakıyla başlar ve 1991'de Birliğin dağılmasıyla sona erer. Bu dönemde Gagavuzlar, Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Moldova SSC) sınırları içinde yaşayan, Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyan bir halk olarak, kolektivizasyon, açlık, dil politikaları ve geç dönem millî uyanışla şekillenen bir süreçten geçerler.
Kronolojik anlatım şöyledir.
1940-1944: İlhak, kısa Sovyet yönetimi ve savaş
23 Ağustos 1939'daki Molotov-Ribbentrop Paktı'nın gizli protokolü Bessarabia'yı Sovyet etki alanına bırakmıştır. Haziran 1940'ta Sovyet ültimatomuyla Romanya bölgeyi terk etti. Bessarabia’nın güneyi (Bugak/Budjak) ile birlikte Gagavuz yerleşimleri büyük ölçüde yeni kurulan Moldova SSC'ye bağlanır; bir kısmı Ukrayna SSC'ye kalır. Komrat, Çadır-Lunga, Kongaz, Valkaneş gibi merkezler Moldova SSC içinde mahfuzdur. İlk Sovyet yılında (1940-1941) hızlı sovyetleştirme uygulamasına geçilir. Toprak reformu, özel mülkiyetin tasfiyesi, "kulak" ilan edilen orta ve zengin köylülerin tutuklanması ve ilk sürgünler yaşanırı. Gagavuz köylerinde de eski Rumen yönetimiyle bağlantılı yerel idareciler ve mülk sahipleri hedef alınır. Haziran 1941'de Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne saldırmasıyla bölge yeniden Rumen-Alman kontrolüne geçer. 1941-1944 arasındaki işgal döneminde Gagavuzlar Rumen idaresi altında kalır; bu süreçte kültürel ve dilsel baskı devam eder, ancak Sovyet dönemindeki kitlesel kolektivizasyon ve açlık henüz yaşanmamıştır.
1944-1949: Yeniden işgal, açlık ve kolektivizasyon
Ağustos 1944'te Sovyet kuvvetleri Bessarabia'yı yeniden ele geçirir. Savaş sonrası dönemde en ağır darbe 1946-1947 kıtlığı olur. Güney Bessarabia'da (özellikle Gagavuz ve Bulgar yerleşimlerinde) kuraklık ile Sovyet el koyma, tahıl toplama politikalarıyla birleşince felaket yaşandı. Tahıl depoları boşaltılır, halkın kendi rezervleri şiddet kullanılarak ellerinden alınır. Resmi rakamlara göre Moldova SSC genelinde 115-200 bin kişi açlıktan ve buna bağlı hastalıklardan ölür; güneyde oran çok daha yüksektir. Gagavuz yerleşimlerinde yerel anlatılar ve bazı araştırmacılar ölüm oranının yüzde 30-50'ye kadar çıktığını belirtir. Köylerde isyanlar (özellikle kadınların tahıl ambarlarına hücumu), yamyamlık vakaları ve kitlesel göç yaşanır. Bu olay, Gagavuz kolektif hafızasında Stalin dönemi travmasının merkezinde yer alır. Aynı yıllarda kolektivizasyon hızlanır. 1947-1949 arasında "kulak" ilan edilen köylüler tasfiye edilirler. 1949'daki "Güney Operasyonu" (Operation South) kapsamında binlerce kişi (Gagavuzlar dahil) Sibirya ve Kazakistan'a sürülür. Toplam sürgün tahminlerinde Gagavuz sayısı birkaç bin olarak geçer. Bu süreçte Gagavuz köyleri hem demografik hem de ekonomik olarak zayıfladı; özel mülkiyetli tarım sona erer, kolhoz ve sovhoz sistemi zoraki olarak ilhak politikalarıyla yerleşir.
1950'ler-1970'ler: Dil politikası, Ruslaştırma ve "özerklik yokluğu"
Stalin'in 1953'teki ölümünden sonra Kruşçev döneminde baskı biraz yumuşar, ancak Gagavuzlar için temel sorun devam eder: SSCB içindeki en büyük Türk köklü halklarından olmalarına rağmen hiçbir zaman kendi hudutsal oluşumlarını tamamlayamamışlardır. Stalin Gürcüdür ve gönüllü kulluk konusunda başat bir örnektir. Hegemonik Ruslaştırma siyasetinin dil ve kültür politikaları buna hizmet eder.
30 Temmuz 1957'de Moldova SSC Yüksek Sovyeti, Gagavuz dili için Kiril alfabesine dayalı resmî yazıyı kabul etti (Dionis Tanasoglu ve L. Pokrovskaya'nın çalışmasıyla). Alfabe Rus Kiril'ine dayandı, Gagavuz sesleri için ek harfler (sonradan Ӓ, Ӧ, Ӱ ve Ӂ) eklendi. Bu, Gagavuz yazılı dilinin resmî doğuşu olarak kabul edilir. Ancak uygulama sınırlıdır. Kısa süreli Gagavuzca eğitim denemeleri yapıldı (Hruşçov’un ziyareti gibi gösteri amaçlı girişimler dahil) fakat 1960'lardan itibaren okullarda Rusça hâkim oldu. Ebeveynlere "çocuklarınız geride kalmasın diye Rusça konuşun" denildi; Gagavuzca kamusal alandan çekildi. Sonuç olarak nesiller arası dil aktarımı zayıfladı, Rusça eğitim, idare ve yükselme dili hâline geldi. Gagavuzlar Moldova SSC’de en fazla Ruslaşmış gruplardan biri oldu.
Refworld
Ekonomik olarak bölge tarım (tahıl, üzüm, sebze) ve hafif sanayi üzerine kurulu kaldı. Komrat ve Çadır-Lunga büyüdü, ancak kültürel özerklik talepleri entelektüel düzeyde kaldı. Gagavuz millî bilinci zayıf kaldı; kimlik daha çok yerel ve Ortodoks-Türkçe konuşan bir topluluk olarak varlığını sürdürdü.
1980'ler-1991: Perestroyka, Gagavuz Halkı hareketi ve Gagavuz Cumhuriyeti
1980'lerin ortasında Gorbaçov’un perestroyka ve glasnost politikaları Gagavuz entelektüelleri arasında uyanış başlattı. 1988'de Komrat, Çadır-Lunga ve Valkaneş’te kültürel kulüpler ve hareketler oluştu; 21 Mayıs 1989'da bunlar "Gagavuz Halkı" (Gagauz Halky) adı altında birleşti. Talepler dil hakları, kültürel canlanma ve özerklikti.
31 Ağustos 1989'da Moldova SSC Yüksek Sovyeti, Moldovancayı (Rumen dilini) tek resmî dil ilan eden yasayı çıkardı. Rusça etnikler arası iletişim dili olarak kaldı, Gagavuzca da yerel kullanım hakkı tanıdı; ancak bu, Gagavuzları ve Rusça konuşanları endişelendirdi. Moldova'nın Romanya ile birleşme ihtimali (o dönemde güçlüydü) korkuyu artırdı. 12 Kasım 1989'da Komrat’ta toplanan Olağanüstü Kongre, Moldova SSC içinde Gagavuz Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni ilan etti. Moldova yönetimi bunu anayasaya aykırı bulup iptal etti.
27 Temmuz 1990'da Moldova Yüksek Sovyeti (Halk Cephesi kontrolünde) Gagavuzlara topraksal özerklik hakkını reddetti; onları "yerli olmayan etnik grup" olarak niteledi. Buna yanıt olarak 19 Ağustos 1990'da Komrat’ta yaklaşık 800 delegenin katıldığı kongre, Moldova'dan bağımsız, ancak SSCB içinde kalacak Gagavuz Cumhuriyeti'ni ilan etti. Stepan Topal başkan, Mihail Kendigelyan gibi isimler ön plana çıktı. Ekim 1990'da seçim girişimi sırasında Kişinev'den gelen gönüllülerle Budjak Taburu ve Transdinyester gönüllüleri arasında gerginlik yaşandı; iç savaş eşiğine gelindi, ancak uzlaşıyla kriz yatıştırıldı.
Mart 1991'deki SSCB'yi koruma referandumunda Gagavuz bölgesi neredeyse oybirliğiyle evet dedi (Moldova'nın geri kalanı büyük ölçüde boykot etti). Ağustos 1991'deki Moskova darbe girişimine de destek verdiler. 27 Ağustos 1991'de Moldova bağımsızlığını ilan ettiğinde Gagavuz milletvekillerinin bir kısmı çekimser kaldı veya karşı çıktı. SSCB'nin Aralık 1991'de resmen dağılmasıyla Gagavuzların "Sovyet vatandaşı kalma" stratejisi çöktü. De facto bağımsız Gagavuz Cumhuriyeti 1994'e kadar sürdü; o yıl Moldova ile anlaşma sağlanarak Gagavuzya Özerk Bölgesi (Gagauz Yeri) kuruldu.
Sovyet dönemi Gagavuzlar için hem hayatta kalma mücadelesi (açlık, sürgün, dil kaybı) hem de geç uyanış dönemi oldu. Rusça, eğitim ve siyasi seçkinler aracılığıyla derinlemesine yerleşti; bu miras bugün Gagavuzya'nın siyasi yönelimini hâlâ etkiler. SSCB tarihi, Gagavuzlar için "özerklikleri reddedilen, ama dil ve kimlik bir ölçüde korunan" bir süreç olarak hatırlanır.
1940-1944: İlhak, kısa Sovyet yönetimi ve savaş
23 Ağustos 1939'daki Molotov-Ribbentrop Paktı'nın gizli protokolü Bessarabia'yı Sovyet etki alanına bırakmıştır. Haziran 1940'ta Sovyet ültimatomuyla Romanya bölgeyi terk etti. Bessarabia’nın güneyi (Bugak/Budjak) ile birlikte Gagavuz yerleşimleri büyük ölçüde yeni kurulan Moldova SSC'ye bağlanır; bir kısmı Ukrayna SSC'ye kalır. Komrat, Çadır-Lunga, Kongaz, Valkaneş gibi merkezler Moldova SSC içinde mahfuzdur. İlk Sovyet yılında (1940-1941) hızlı sovyetleştirme uygulamasına geçilir. Toprak reformu, özel mülkiyetin tasfiyesi, "kulak" ilan edilen orta ve zengin köylülerin tutuklanması ve ilk sürgünler yaşanırı. Gagavuz köylerinde de eski Rumen yönetimiyle bağlantılı yerel idareciler ve mülk sahipleri hedef alınır. Haziran 1941'de Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne saldırmasıyla bölge yeniden Rumen-Alman kontrolüne geçer. 1941-1944 arasındaki işgal döneminde Gagavuzlar Rumen idaresi altında kalır; bu süreçte kültürel ve dilsel baskı devam eder, ancak Sovyet dönemindeki kitlesel kolektivizasyon ve açlık henüz yaşanmamıştır.
1944-1949: Yeniden işgal, açlık ve kolektivizasyon
Ağustos 1944'te Sovyet kuvvetleri Bessarabia'yı yeniden ele geçirir. Savaş sonrası dönemde en ağır darbe 1946-1947 kıtlığı olur. Güney Bessarabia'da (özellikle Gagavuz ve Bulgar yerleşimlerinde) kuraklık ile Sovyet el koyma, tahıl toplama politikalarıyla birleşince felaket yaşandı. Tahıl depoları boşaltılır, halkın kendi rezervleri şiddet kullanılarak ellerinden alınır. Resmi rakamlara göre Moldova SSC genelinde 115-200 bin kişi açlıktan ve buna bağlı hastalıklardan ölür; güneyde oran çok daha yüksektir. Gagavuz yerleşimlerinde yerel anlatılar ve bazı araştırmacılar ölüm oranının yüzde 30-50'ye kadar çıktığını belirtir. Köylerde isyanlar (özellikle kadınların tahıl ambarlarına hücumu), yamyamlık vakaları ve kitlesel göç yaşanır. Bu olay, Gagavuz kolektif hafızasında Stalin dönemi travmasının merkezinde yer alır. Aynı yıllarda kolektivizasyon hızlanır. 1947-1949 arasında "kulak" ilan edilen köylüler tasfiye edilirler. 1949'daki "Güney Operasyonu" (Operation South) kapsamında binlerce kişi (Gagavuzlar dahil) Sibirya ve Kazakistan'a sürülür. Toplam sürgün tahminlerinde Gagavuz sayısı birkaç bin olarak geçer. Bu süreçte Gagavuz köyleri hem demografik hem de ekonomik olarak zayıfladı; özel mülkiyetli tarım sona erer, kolhoz ve sovhoz sistemi zoraki olarak ilhak politikalarıyla yerleşir.
1950'ler-1970'ler: Dil politikası, Ruslaştırma ve "özerklik yokluğu"
Stalin'in 1953'teki ölümünden sonra Kruşçev döneminde baskı biraz yumuşar, ancak Gagavuzlar için temel sorun devam eder: SSCB içindeki en büyük Türk köklü halklarından olmalarına rağmen hiçbir zaman kendi hudutsal oluşumlarını tamamlayamamışlardır. Stalin Gürcüdür ve gönüllü kulluk konusunda başat bir örnektir. Hegemonik Ruslaştırma siyasetinin dil ve kültür politikaları buna hizmet eder.
30 Temmuz 1957'de Moldova SSC Yüksek Sovyeti, Gagavuz dili için Kiril alfabesine dayalı resmî yazıyı kabul etti (Dionis Tanasoglu ve L. Pokrovskaya'nın çalışmasıyla). Alfabe Rus Kiril'ine dayandı, Gagavuz sesleri için ek harfler (sonradan Ӓ, Ӧ, Ӱ ve Ӂ) eklendi. Bu, Gagavuz yazılı dilinin resmî doğuşu olarak kabul edilir. Ancak uygulama sınırlıdır. Kısa süreli Gagavuzca eğitim denemeleri yapıldı (Hruşçov’un ziyareti gibi gösteri amaçlı girişimler dahil) fakat 1960'lardan itibaren okullarda Rusça hâkim oldu. Ebeveynlere "çocuklarınız geride kalmasın diye Rusça konuşun" denildi; Gagavuzca kamusal alandan çekildi. Sonuç olarak nesiller arası dil aktarımı zayıfladı, Rusça eğitim, idare ve yükselme dili hâline geldi. Gagavuzlar Moldova SSC’de en fazla Ruslaşmış gruplardan biri oldu.
Refworld
Ekonomik olarak bölge tarım (tahıl, üzüm, sebze) ve hafif sanayi üzerine kurulu kaldı. Komrat ve Çadır-Lunga büyüdü, ancak kültürel özerklik talepleri entelektüel düzeyde kaldı. Gagavuz millî bilinci zayıf kaldı; kimlik daha çok yerel ve Ortodoks-Türkçe konuşan bir topluluk olarak varlığını sürdürdü.
1980'ler-1991: Perestroyka, Gagavuz Halkı hareketi ve Gagavuz Cumhuriyeti
1980'lerin ortasında Gorbaçov’un perestroyka ve glasnost politikaları Gagavuz entelektüelleri arasında uyanış başlattı. 1988'de Komrat, Çadır-Lunga ve Valkaneş’te kültürel kulüpler ve hareketler oluştu; 21 Mayıs 1989'da bunlar "Gagavuz Halkı" (Gagauz Halky) adı altında birleşti. Talepler dil hakları, kültürel canlanma ve özerklikti.
31 Ağustos 1989'da Moldova SSC Yüksek Sovyeti, Moldovancayı (Rumen dilini) tek resmî dil ilan eden yasayı çıkardı. Rusça etnikler arası iletişim dili olarak kaldı, Gagavuzca da yerel kullanım hakkı tanıdı; ancak bu, Gagavuzları ve Rusça konuşanları endişelendirdi. Moldova'nın Romanya ile birleşme ihtimali (o dönemde güçlüydü) korkuyu artırdı. 12 Kasım 1989'da Komrat’ta toplanan Olağanüstü Kongre, Moldova SSC içinde Gagavuz Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni ilan etti. Moldova yönetimi bunu anayasaya aykırı bulup iptal etti.
27 Temmuz 1990'da Moldova Yüksek Sovyeti (Halk Cephesi kontrolünde) Gagavuzlara topraksal özerklik hakkını reddetti; onları "yerli olmayan etnik grup" olarak niteledi. Buna yanıt olarak 19 Ağustos 1990'da Komrat’ta yaklaşık 800 delegenin katıldığı kongre, Moldova'dan bağımsız, ancak SSCB içinde kalacak Gagavuz Cumhuriyeti'ni ilan etti. Stepan Topal başkan, Mihail Kendigelyan gibi isimler ön plana çıktı. Ekim 1990'da seçim girişimi sırasında Kişinev'den gelen gönüllülerle Budjak Taburu ve Transdinyester gönüllüleri arasında gerginlik yaşandı; iç savaş eşiğine gelindi, ancak uzlaşıyla kriz yatıştırıldı.
Mart 1991'deki SSCB'yi koruma referandumunda Gagavuz bölgesi neredeyse oybirliğiyle evet dedi (Moldova'nın geri kalanı büyük ölçüde boykot etti). Ağustos 1991'deki Moskova darbe girişimine de destek verdiler. 27 Ağustos 1991'de Moldova bağımsızlığını ilan ettiğinde Gagavuz milletvekillerinin bir kısmı çekimser kaldı veya karşı çıktı. SSCB'nin Aralık 1991'de resmen dağılmasıyla Gagavuzların "Sovyet vatandaşı kalma" stratejisi çöktü. De facto bağımsız Gagavuz Cumhuriyeti 1994'e kadar sürdü; o yıl Moldova ile anlaşma sağlanarak Gagavuzya Özerk Bölgesi (Gagauz Yeri) kuruldu.
Sovyet dönemi Gagavuzlar için hem hayatta kalma mücadelesi (açlık, sürgün, dil kaybı) hem de geç uyanış dönemi oldu. Rusça, eğitim ve siyasi seçkinler aracılığıyla derinlemesine yerleşti; bu miras bugün Gagavuzya'nın siyasi yönelimini hâlâ etkiler. SSCB tarihi, Gagavuzlar için "özerklikleri reddedilen, ama dil ve kimlik bir ölçüde korunan" bir süreç olarak hatırlanır.
***
