Kurban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2013 Pazar

Kurban


Haset Ve Şükran

Göz, daha önce belirlenmiş değerler, hafızadaki ihtiyaçlar üzerinden bakar. Arzu ya da azap ; insanın gücü ve eyleminin amacı aynı suyu içtiğimiz, aynı havayı soluduğumuz canlıya bakışımızı değiştirebilir. Günahlarımızın kefaretini ödeyen keçilere, vicdanlarımızı rahatlatan kurbanlara her zaman ihtiyacımız vardır. Metaforlar, gerçeğin yerini almaz ; ancak insanlık halinden doğan kabahati dile getiremediğimizde ya da çocuklara hakikatı anlatmakta çaresiz kaldığımızda dili yumuşatırlar ; perdelenmiş çaresizliğimize, ortak suça ve tekrarlanması mukadder olan meş'um fiile aracılık ederler .. Demokratik kültürün inşasında gelecekte onlar için bir alan kurulacak, biyolojik psikiyatri ve psikanalitik terapinin diğer imkanları mutlaka tüm cinslerarası hesaplaşmalarda yer alacaktır. Günah keçisi, insanın kusurlarını örten, buna rağmen insanı günahtan alıkoyamayan bir imgedir. Maktul kurbandır ; peki onun önünde biz kimiz? Hayvanı çöle salıp Azazel'e gönderen kahin Harun'dan bu yana performansını yüzlerce yıldır aynı kararlılıkla gerçekleştiren insanın, telafisi mümkün olmayan hatalarını arşiv kayıtlarından silmek için benzersiz bir organik mekanizması vardır.. Haset ve Şükran .. İnsan, acz içinde yaratılmıştır, biliriz ; olmadık yerde bağışlanma ister.. Hoşgörü ve gelenekler devreye girer..



Yalnız yürek, beyin, mide, sinir ağı değil.
Dünyada taşıdığımız gövde, terkedip gittiğimizde bıraktığımız beden de aynı.
Doğumdaki sevinç, gençlikteki heyecan, yaşarsa yaşlılıktaki sükunet ortak ..
Tabiatı kavramakta, doğayı algılamakta aynı organların yarattığı duyuları kullanıyoruz. Korktuğumuzda kaçtığımız, sevdiğimize koştuğumuz aynı ayaklar.
Burun/göz/kulak ,deri/dil/dudak bütünüyle aynı işleve sahip.
Acıyı bir insanın mı, yoksa koyun ya da keçinin mi çektiği fark etmiyor.
Acı bildiğimiz acı. Dolayısıyla 'acı' önünde kıvranış, ölüm geldiğindeki çaresizlik, açlığın kavurduğu bedenin savruluşu, sevdiklerimize yapılan saldırı karşısında tepkimiz aynı. Bütün duyularıyla yaşam önünde insan ve hayvan eşit. Yani insan ve hayvan eşit.. Duyuların eşitliği adına 'akıl' dediğimiz muhteşem organın, yürek dediğimiz vicdanın adaletine ihtiyacımız var..  İnsana düşen insaf!..