Sanatçının başlangıç noktası acı veren memnuniyetsizlik, geri çekildikten sonra oluşan ruh hali olmalıdır. Burada Pathos taklit değil; dokunulan realitenin önemi, materyalin değeri var. Rahatsız olduğu bir şey yokken 'var' gibi yapıyorsa, kol emeğinin ürettiği meta/sermaye ilişkisindeki adsız özne konumuna düşmekten kurtulamaz. Bienallerinin sermayesi, Contemporary etkinliklerinin kapak resmi olan Devşirme Sanatçı figürü, yerli/yersiz her şeyi nevrozlaştırıyor. Buradaysa sanatçı patalojik bir özne olmaktan toplum eleştirisiyle kurtuluyor; merkezine kendini aldığı ego'dan özgürleşiyor. Bu yüzden Karolin Fişekçi'nin savunmasına yüklenilmiş gerçek, aymaz maskaralıkların haricine taşınan mesel oluyor..
Performansıyla idoller üzerinden kült'ü sorguluyor. Onun yazdığı senaryoyu, piyesvari anlatıyı 'yok' hükmünde, magazin ucuzluğunda değerlendiremeyiz; çünkü eleştirisiyle bir mefhuma gönderme yapıyor. Kadınlık tarihi veya azınlıkların bastırılmış kimliği ya da teslim olanın kırpılmış kişiliğiyle muhayel bir kavramın yarattığı, edilgen bir refleksi görünür kılmaya çalışıyor. Karolin Fişekçi meşru bir figürle, resmi tarihle kendi tarzı içinde hesaplaşıyor. 'Muhayyel' kelimesi, 'hayal' kelimesinden gelir. Bir olgu varsa, olmuş olduğundan değil oluşturduğun şekliyle Tahayyül edildiğinden, kafalarda canlandırıldığı biçime ödediği bedelle varlığını sürdürür..
Antogizmanın mukavemetini, uzlaşmazlığın direncini yaratan ,simgesel düzen içine hapsolunmuş travmatik olayın, taraflar dışında da kullanılıyor olmasıdır. Gerçeğe erişimin açık, kanıtların toplanmış olmasının bir değeri yoktur; aynılığın tekrar edilebilirliği negatif ederi oluşturur. Karolin'in teması, paradokslar üstünden rejime bir gönderme, çözümsüzlüğe kinayedir...
Gilles Deleuze, Müzakereler'de ''Muhayyel çok karmaşık bir mefhumdur' der. Çünkü iki çiftin kesişiminde yer alır. Muhayyel, gerçekdışı olanın değil, gerçekle gerçekdışının ayırt edilemezliğidir. İki terim birbirini karşılamaz, ayrı kalır. Ama ayrılıklarını değiş/tokuş etmeyi sürdürür. Karolin Fişekçi toplumsal nüfuzunun aslından sıyrılmış suretiyle karşı tarafın fenomenojisine yakıştırılmış kimliği arasında hayali bir alış/verişi kırılgan gündeme taşıyor. Kültürel bir transfer, eleştirel bir yüzleşme, kadın/erkek, Ermeni/Türk taraflar arasında açığa çıkan bir borç/alacak, vebal muhasebesine girişiyor. Eşitsizler arasındaki müzakerede gecikmiş bir mübadele gerçekleştiriyor. Görülüyor ki söylemin geçerli bir mazuratı, hesabın kalan bakiyesi var; sanatçı olarak dikkat çekmeye çalıştığı bu performansın diğer yaptıklarıyla karışmaması lazım.. Bugün sokaklarda bağırarak yürdüklerine, medyada cesurca görüşlerini dile getirdiklerine bakmayın; Cumhuriyet tarihi boyunca yüksek sesle konuşmaları bile yasak olan, tarihin vebalini sırtlanarak sürekli suçlu muamellesi görmüş, soykütükleri nedeniyle aşağılanmış azınlıklardan bahsediyoruz. İşin ciddiyetinin magazin boyutu öne çıkartılarak harcanmaması gerekir ; Fişekçi'nin gülümseyerek gerçekleştirdiği eylemi, bahtsız olgu'nun kalbine yerleştirdiği anlamlı itirazı ilgiye değer.. Özellikle Hrant'ın ölüm yıldönümü olan günün ardından Fişekçi'nin eyleminin manası, sorgunun maksadı yeniden okunmalı..
Seni seviyorum Karolin!
***
***
