
Egoizm, kendini farkında olmaktır diyor Stirner, devam ediyor 'Yani egoistler birliği, insan toplumu anlamına gelmez; çünkü bu birlikteki herkes kendilikleri ve bunun farkındalığıyla var olur. Stirner 1995a:161(1)
Tepeden tırnağa kadar benim olmayan her işe uğurlar olsun!
Sizce benim işim nedir ? en azından 'iyi bir iş' olmalıdır.
Nedir iyi iş, kötü iş ? 'İşim' demek zaten 'ben' demek'im . Ve ben ne iyiyim, ne kötü . İyinin ve kötünün benim için hiçbir anlamı yok . Tanrıların işi, insanlığın işi, gerçeğin işi, iyinin işi, doğrunun işi, özgürlüğün işi ve daha niceleri. Bunların hiçbiri benim işim değildir ; benim işim sadece benim olandır ve o genel değil, biriciktir..'
Max Stirner gibi...
Hiçbir şey benden üstün değildir!..
Şimdi dikkatli okur Stirner'dan yaptığımız alıntılara değil de sonundaki 'Stirner 1995a:161' yazısına takılacak. Bu üniversitelerin yaptıkları, gittikçe genişleyerek normal edisyonlarda da kullanılmaya başlayan, sıkıcı şekilde daha fazla rastlamaya başladığımız bir kaynak belirtme yöntemi. Katalog suç tasnifi gibi ruhundan sıyrılmış dipnotlamanın Amerikancası. Harvard usulu referans sistemi böyle işliyor. Yaptığımız alıntı tüm önemli siyasi argümanlarda geçen ama Türkçe çevirisi ne yazık ki -bildiğimiz kadarıyla -bulunmayan 'Biricik ve Mülkiyet'ten bir pasajın yer aldığı bir inceleme. Yazarı Dr. M.Hanifi Macit. Etik Yayınları'ndan çıkan 140 sayfalık kitap üniversite bünyesinde yapılan bir çalışmayı andırıyor.. Kendi felsefi paradigmasının kurucusu Max Stiner, otorite karşıtı talepleriyle bugünkü sınır tanımayan liberalist özgürlüklerin dayanağıdır bir nebze. Aynı zamanda üretimin başat unsurlarınca kilise ve kayzere isyan bayrağını açan sivil itaatsizliğe doğru yola çıkan alternatif 19.Yüzyıl Alman felsefesinin de zeminini oluşturur . Ekonomik zemin ise Adam Smith'e aittir ve bu İngiliz ekonomistin Ulusların Zenginliği kitabını da ilk defa Almanca'ya çeviren gene Stirner'dır. Bu çeviri anarşizm ile liberal düşüncenin özgürlükçü etiğinin birleşen damarlarını göstermesi bakımından anlamlıdır. Marks'ın deyişiyle 'Dr. Max' bir fenomendir ve Alman İdeolojisi adlı gençlik eserinde göreceğimiz gibi saygın bir zeminde eleştirir onu.(2)

Sefaletin Felsefesi/Felsefenin Sefaletinde Proudhon'un durumu gibi değildir. Steiner, Frankfurt Okulu'nda çatal yapan günümüz felsefesinin olduğu kadar klasik materyalist felsefenin ütopyasının da kurucu olarak izlerini taşır. Yukarıdaki karikatür Engels'e aittir; gırtlak kanserinden ölüp küllerinin sahtekar Edward Aveling'le revizyonist mübaşir Eduard Bernstein'ın, Eastbourne'den denize atmasına daha 45 yıl vardır. Karikatür, düşünürün diğer felsefeciler arasında yerini göstermesi bakımından ilginçtir. Klasik Alman Felsefesi Kant,Hegel gibi saf Alman düşüncesi üzerine kurulsa da akıldan bireye geçen dizginlenemez boyut Stirner'la başlar, Karl Marks ve Frankfurt Okulu'nda yarılarak sürer. Hem Alman hem de Sovyetlerin elindeki resmi ideolojiye karşı felsefi düşünceyi ayakta tutan ve gelişim yönünü tayin eden Frankfurt Okulu'nun Max Horkheimer, Theodor Adorno, Herbert Marcuse gibi içinde, Walter Benjamin gibi kıyısında yer alan isimlerin ortak bir mağduriyetleri vardır. Ötelenen/ötekinin ardına saklanan olarak kalmayı yeğleyen 'madun' bakışı, ismini bile değiştirmek zorunda kalmış ,sürgün yemiş bir ırkın n/isyanıyla tamamlanır. Bir fetih felsefesi olan Marksizmle, içe doğru derinleşen keşiflerle kabuğundan sıyrılan özne olmadık durumlarda karşılaşır. Bastırılan ötekinin üstü örtülemeyen yahudi portresi silueti felsefeye siner. Özne kendi dışına sızmaya başlar. Aslında buradaki bakışı bir önceki tarihli geri yükleme noktası olarak ismi henüz Baruh olan Spinoza'ya kadar geri sarmak gerekiyor. Bu okumaları gözlerini sonsuzluğa çevirmiş afaki filozofun günlük hayat üzerine paradoksal serzenişleri, fildişi kuledeki mızıldamalar, bugün bolca örneğini gördüğümüz entellektüel zar çevirmeler olarak ele almamak gerekir; bedeli kendileri tarafından çok ağır ödenmiş faturuların sahipleridirler. Kullanım değeriyle tarih göstermiştir ki ufkî cerbezesi olan teyakkuzların zamanlar ötesi fişekleyici etkisi, çağı/zamanı geldiğinde insanlığa hizmet eden yeni doğumlar gerçekleştirebilmişlerdir. Bu önemli midir? ; ayrı bir konu..
Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? diye soran Stirner devam ediyor: 'biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. Kendi meselesini bizim meselemizmiş gibi gösteren ve bizim çıkarlarımızdan dem vuran herkese tüm meselesinin sadece kendilerinde düğümlendiğini açıklamama gerek yok. Bir kez olsun diğer kavramları da gözden geçirin. Hakikat, özgürlük, hümanizm, adalet, sizden kendilerine hayran olmanız ve hizmet etmeniz dışında başka bir şey istiyorlar mı?
Tüm bunlar sizden gayretle boyun eğmenizi bekliyor...'
Konuyu dağıtmayalım. Dolayısıyla Stirner için sınırlı ama araştırmacılar için kitapçı raflarında bugün bulunabilecek tek kitap bu. Dipnot yerine kullanılan bilimsel dünyanın kullandığı Harvard'ın icadı referans sistemiyse, okumayı zorlaştırmaktan öteye gitmiyor. Ne ki bu sistem, akademik dünyanın renklerden arındırılmış kuru koridorlarında baygın odalarında yaygın kabul gören , ezberlerine aldıkları doğrularla kendileri için kullanılır bir yöntem.. Zizek dahil okul kökenli birçok yazar da bu tarzı kullanır oldu. İtiraz edeni bulunmadığı için memnunlar demek ki. Okur için pratik olmadığını burada belirtelim.

Şayet Marks Kapital'i bu yöntemle yazsa, dipnotlardan oluşan külliyatın tamamlayıcılığı olmadan bu muhteşem eser ne kadar tam olurdu düşünmek gerekir. Yaratıcılığa ihtiyaç duymayan akademik camia her zaman bilineni ilan etmek üzerine kurulmuştur; doğası bu.
Bilinmeyen ise daha renkidir. Örnek mi? Marks, Kugelmann'a yazdığı 28 Aralık 1862 tarihli mektubu ; bir sırrını ifşa eder. 'Hatta pratisyen olmaya karar vermiştim ve önümüzdeki sene başında demiryollarında bir büro işine girecektim. Ama talihsizlik mi yoksa talih mi bilmiyorum, el yazımın kötülüğü yüzünden o işe alınmadım.' Mektup Ranciere'in kitabıyla birlikte birçok dipnotta yer alır..
İsmet Özel'in Üç Frenk Havasi şiirine ilham kaynağı olmuştur. Şiir şöyle :
Gülünç bir ölümle öldü deniyor max stirner için
Çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir
Ama fanya kaplan
Nasıl öldü diye sorarsak sanırım
İşimiz fazlasıyla ciddileşir... (..) tanrıların ölümünü bir üstlenen çıkınca
ama neler olup bittiğini hiç bir ayetten
hiçbir vakit anlamayacak şehrin insanı
şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin
İsmet Özel'in şiiri bir eleştiri. Onun yerinde biz olsak son kelimeyi c/esaretlerin yazardık. İsyan eden insan birlik ile cesaretlenir. Birlik aynı zamanda bir'in yok edildiği esirleştirme/köleleştirme alanıdır. Cesaretin tamamlayıcı ögesi esarettir; egoyu dolayısıyla yaşam hakkını ilga, ihlal ve yok eder.
Max Stiner'ın egoist öznesiyse pozitif içeriğiyle, bir 'seçkin ruh' eylemi yaratmak üzere bedenlenen bilinçtir. Farkındalık halinin otoriteye karşı gelerek, -benzerlerine benzemezliği buradadır -kendi egemenlik alanını oluşturması talebi yoktur. Bu talep birlik gerektirir. Nedir ki , ' Benden öte hiçbir şey yoktur. ' Aslında düşünürün dediği 'bırakın herkes kendi farkındalığını yaşasın' kavramı tarih içinde kategorikleşir , liberal düşünceye perçinlenir. Öznenin zaten öyle olduğu bir durumda ' malumu ilan ' bir davranış sergilemesi, boş bir jestle bir 'gösteren' olma durumuna adanmışlık da diyebiliriz Stirner'ın inadına; ermişlik yücelmişlik de.
O bir düzenbozucu değil, kendi düzeninin mahremiyetine saygı gösterilmesini talep eden, kendi sınırlarını özgürce belirlemek isteyen bireydi.. Belki de 19. yüzyıl başında 'erken öten bir horozdu' demek daha doğru olur ..
Eleştirimiz her zaman olduğu gibi sisteme; disiplinli ve kapsayıcı bir çalışma yapan yazar bundan amade. Dr. M. Hanifi Macit'in isabetli analiz yorumlarıyla özgün çalışması, netameli konuyu sarihleştirerek ele alış yöntemi ve yerli ögelerle zenginleştirilmiş kaynakçası , anlaşılır dili, konuya yetkin ilgisiyle ortaya koyduğu Max Stirner, Anarşist/Egoist/Nihilist çalışması kütüphanelerde eksik olan bir boşluğu dolduruyor. Max Stirner'ın Biricik ve Mülkiyet'in yanısıra 'Meselemi Hiç'e Bıraktım' adlı önsöze -Almanca aslından çeviren H. İbrahim Türkdoğan- internette rastlasak da kitapçı raflarında bulamadık. Stirner'la ilgili araştırma yapmak isteyenler için alıntılar bol ama kaynaklar sınırlıdır. Arşiviyse aşağıda verdiğimiz web adresi üzerinden Leipzig'de bulunabilir. Gerçi ne kendisi, ne de Marks'tan önce hiç kimse onun bugün anlaşıldığı, bize göre aslından farklılaşarak idolleştirildiği bu haliyle bir tanımını yapmamıştır ; onunki egoizm de değil, ego olarak bir farkındalık felsefesidir.. Bundan önceki kuşaklar, Türkçeye çevrilmediği için okuyamadığı ilk sosyalistleri düşünürleri, mütevazi halk filozoflarını bilmezler. Proudhon, Stirner, Blanquie, Charles Fourier, Gracchus Babeuf, Saint Simon gibi düşünürlerin adını Marks/Engels'ten duymuşlardır. Radikal sol, ilk sosyalistleri varoldukları idealizmleri içinde Marks/Engels'in eleştirileriyle eleştirerek yerden yere vurmayı karnasyonlarının bir parçası kılmıştır. Bunun düzeltilmesi için yayıncıların Marks'ın sosyalizmi öğrendiği bir önceki kuşak ustalarının eserlerinin tümünü ve asıl dilinden, kaynağından orjinallerini yayımlamaları gerekir. Alman İdeolojisi'nde Stirner üzerine ayırdığı 300 sayfa bugüne kadar yayımlanmadı. Ayrıca Marks,Engels mektuplarının da yayımlanmamış olması literatür anlamında büyük eksiklik. Bernstien/Kautsky'nin derlediği Kapital'in 4. cildi ise yalnızca kızı Tussy'nin biyografisinde geçiyor. Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı kadar önemli ve dışarıda bırakılan notlar eksiksiz, evrak-ı metrukenin son sahibi hayırsız damat Eveling'in arşivinden SDP'ye aktarılmış mıdır, bilinmez. Alan da veren de şaibeli!..
Bir de şu konu var ki, söylemeden geçmemek gerekir. Dr.M.Hanifi Macit, 'Stirner'ın çalışmasında Marxizme getirmiş olduğu eleştirilerin Karl Marks'ı ciddi düzeyde rahatsız etmesi..' diye yazıyor. Stirner'in 'Biricik ve Mülkiyet'i 1844'de çıkmış. Marks'ın cevap verdiği 1844 Yazıları'nda yer alması gereken tırpanlanan 300 sayfa ve Feuerbach Üzerine Tezler 1845, Alman İdeolojisi 1845-46 tarihli. 1818 Doğumlu Marks, bu tarihte bir miktar makale ve bir kitap sahibi okulunu yeni bitirmiş 27 yaşında bir genç. Bu durumda Sn. Macit'in dediği Marksizm'den ne kadar bahsedilebilir, düşünmek gerekir...
***
Uzayan yazıyı tamamlarsak..
Kabul edilen ezberler vardır. 'İşçi sınıfı gücünü üretiminden alır' denir. Moralite olarak kabul ama aslında işçi sınıfı gücüne sermayeden almaz mı? Her ikisini de Marks söyler. Nedense bazılarını bazılarından daha fazla sever , farklı epizotlarla mesihvari bir okuma çıkarırız bazı düşünürlerden. Max Stirner'da bunlardan biri ve anarşist düşüncenin idolüdür. Demin değindiğimiz gibi ne hayatı boyunca böyle bir şeyi kendisi söyler, ne de Marks'tan başka yaşadığı dönemde bir başkası. Ne var ki Stirner'i okuduktan sonra Marks başka kitaplarında olmayan ütopyalarını dile getirmiş 'sabah balıkçı,öğleden sonra eleştirmen vd.' gibi gelecek toplumun mutlu tasvirlerine yönelmiştir, o yıllarda kalır hiçbir zaman devam etmez. İşbölümünün insanı insan olmaktan çıkaran değerlendirmeleriyse Aziz Max eleştirileriyle birlikte şekillenir, konsept olur, kavram yaratır, yağmasa da gürler ama sonuna kadar sürer.. Çok sonraları Nietzsche'nin ona rastladığında tepetaklak oluşu bir başka hikayedir. Hegel'in yarattığı etkinin ardçı sarsıntıları gibi felsefecilerin ona rastladıklarındaki sismik çırpınışları Aydınlanma yönünde ama tarihlerüstüdür.
Yapıbozumcu felsefenin, Jacques Derrida'dan başlayarak giderek artan sayıda düşünürün ilham kaynağı olmaya devam ediyor Max Stirner. Hristiyanlık ve otorite eleştirileriyle Baruch Spinoza'dan farklılaşan, sonuçlarıyla yalnız onun değil Marks'tan Foucault, Negri'ye kadar herkesin karşıt konumuna yerleşmiş, karşılarında bakmadan duramayacakları bir ruh ikizidir sanki. Çoğalarak tekilleşen insanın -Marks'ın başka bir amaçla kullandığı şekliyle- Causa sui/kendi kendini doğuran nedenidir. J. Derrida'nın kitabı Marks'ın Hayaletleri'nde derinleşen cevherin aslî sahibidir. Epistemoloji,epistemorfolojiyi doğurmuştur ; şekli bilgi inançları, inançlar radikal ideolojileri yaratmıştır. Üniversitelerin bugünkü Batı ideolojisinin kökenlerini incelemesi, kıyıda köşede kalan belgeleri deşifre etmesi Türkiye'yi ilgilendiren nedenleri olan bir gerekliliktir. Ütopik salahiyet için bile bilgiye, bilginin öncesine, hayallerin arkeolojisine ihtiyaç vardır.
Harvard Referans Sistemi'ne inat gene bir dipnottan kitap kıymetinde bir örnek aktaralım. Marks'ın Kapital'in birinci cildinde yazdığı yüzleşme pasajında bizzat kendisi bu kapsamanın Stirner dolayısıyla alanındadır. 'İnsan dünyaya elinde bir aynayla gelmediğine göre,(..) kendini önce başka insanlarda görür ve tanır.Peter insan olarak kendi kimliğini ancak, önce kendini aynı türden bir varlık olarak Paul'le kıyaslayarak yerleştirir. Ve Paul böylece, sırf kendi Paul kişiliği içinde dururken, Peter için insan türünün örnek tipi haline gelir.' (3) Peter ile Paul'ün yerini Marks'la Stirner olarak değiştirdiğimizde insanlar arasındaki ilişki, şeyler arası ilişki kadar rasyonelleşir, Hegel'den devreden müzakere, eşdeğer olmayan bir mübadeleye , insan/toplum çatalında kendi uygun hakikatıni yaratır ; semptom farklılaşır. 'Soyut düşünceyle tatmin olmayan Feuerbach, sezgi ister ; ama duyumluluğu, duyumsal insanın pratik faaliyeti olarak kavramaz.'(4)
İsmet Özel'in şiirinde ipinucunu gösterdiği ölümü ise ayrı bir trajedidir. Dr.Max Stirner felsefesini günlük hayatta kullanmanın çok mümkün olmadığı bir gerçek. Bütün içeriği ve özü boşaltılmış soyut egonun, özgürük sınırlarını sürekli genişletme arzusundaki uygar bireye moralite olması bakımından her zaman yararlı olacağıysa gerçeğin diğer tarafı. Haliyle sonuna kadar sürdürülebilir bir felsefi argümantasyona ne Karl Marks'ta ne Stiner'da ne de bir başkasında rastlamak mümkün. Düşünürlerin aforizmaları insanları film fragmanları gibi etkilemeye devam edecek.
Kaynakça
(1) Max Stirner Anarşist,Egoist,Nihilist, Yazarı Dr.M. Hanifi Macit, Etik Yayınları
(2) K.Marks, Alman İdeolojisi'nde şöyle der: 'Aziz Max Stirner, kendisi dünya tarihini sırtında taşıyarak dolaşıyor ve hergün onu yiyip içiyor.' Sol Yay. Sayfa 64
(3) K.Marks , Kapital 1. Cilt Sol Yay. s 67 Dipnot
(4) Feuerbach Üstüne 11 Taz'in 4'cüsü.
*http://www.max-stirner-archiv-leipzig.de
*http://en.wikipedia.org/wiki/Max_Stirner
* Karikatür, F.Engels- Alman Düşünürleri.. Kaynak wikipedia
***
