21 Mayıs 2010 Cuma

Dünya sanat tarihini şu an kendi hesabına yazıyor;Marina Abramovic MoMA'da saçmalamaya devam ediyor hâlâ...

ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN ÜSTTEKİ KIRMIZI BAŞLIK / Emin Çetin Girgin/Çağdaş Eleştiri yazısını tıklayın..


Avangard sanatın geldiği yer itibariyle konumu gökyüzündeki sanatçının bir nebze sıradalaşarak/müptezel kılınarak hayata bağlanmasıdır.
Modern devrimde, yaşamla sanatın aradaki yapay çizgiyi kaldırmanın 'esas' olduğunu söyler Peter Bürger. Haklıdır da.
Yani yaşadıklarımızla irtibatlandırılacak bir sanat söz konusudur.
Radikal amaç, düşünürsek çağın gereği/çıkarı sorumlulukları da buna işaret eder.
Peki bize önerilen nedir?




ŞU AN DÜNYA SANAT TARİHİNİ KENDİ ADINA YAZIYOR; SAKIN OLA Kİ ABRAMOVİÇ'E ÖVGÜLER DÜZEN NUR ÇİNTAY'A ALDANIP 'BU BENİM TARİHİM' DEMEYİN/ŞEMPANZELER GİBİ TAKLİT FALAN ETMEYİN. HEM SÖMÜRGECİNİN HEM DE YEREL CEMAATİN MASKARASI OLURSUNUZ. BU GÜN ZONGULDAK'TA 30 MADENCİNİN CESEDİ ÇIKTI. BİZİM GERÇEĞİMİZİ ANLATMAK/YARAYA TUZ BASMAK ,TÜRKİYE SANATÇISININ HÜNERİ İLE MÜMKÜN OLUR...FARKLI DERTLERİMİZ/AYRI SORUMLULUKLARIMIZ VAR...




Marina Abramovic, performans sanatın büyükannesi olarak tanınıyor. 1946 Yugoslavya doğumlu sanatçı yaptığı sıradışı demeyelim akıl dışı gösterilerle hep en büyük şoku, en soğuk duşu/ en büyük şakayı yapan olarak gündemde kalmayı sürdürüyor. Bu durum bizde aşağıda isimlerini kaynakçada belirttiğim ve seçme cümlelerini bu yazıda kullandığım yazarlarımız tarafından ayakta alkışlanıyor. Bu performanslarının çoğunda kendi varlığının fiziki ve zihinsel limitlerini keşfe çıktığını yazanlar memnun.
Abramovic, MoMA'daki sergisi boyunca 77 gün sürecek en uzun performansına başladı; resimlerini internet ortamında güncel olarak izliyoruz.
Abramoviç, New York, modern sanatlar müzesinin açık olduğu saatlerde masa başındaki bir iskemlede oturuyor. Üstteki fotografta gördüğünüz gibi, hiç tepki vermeden, karşı iskemleye oturttuğu izleyiciyle susarak bir performans gerçekleştiriyor. İzleyici de bu süreçte Marina Abramovic ve onun sanatı ile kişisel bir deneyim yaşama fırsatı bulabilecek diyor bizim yazarlar.Böyle anlamlı bir beklenti içindeler.





"Rahatsız edici ne demek? sorusunun cevabı diye özetleyebilirsiniz Marina Abramovic'in 'The Artist İs Present' adlı sergisini. Yugoslav bir performans sanatçısı olan Abramovic, 70'lerden beri kendisini obje yaparak ve seyirci ile iletişime geçerek sanatını yapıyor. Abramovic'in yalnızca video performansları yok sergide. Kendisi de bir sandalyede oturuyor. İsteyen karşısındaki sandalyeye geçip, orada dilediği kadar kalabiliyor.

Abramovic, vücudun limitleri, insan aklının nelere izin verdiği ve hitap edilenle hitap eden arasındaki ilişkiyi inceliyor. Bir performansında izleyicilerin eline birçok kesici madde vermiş ve bu maddeleri kendi üzerinde denemelerini istemişti. Sonuç: Kan revan içinde ve ölümden dönen bir kadın. 'Ölmek değil; neler yapabileceğini görmek istedim' diye anlatıyor bu performansı Abramovic.

İki örnek: Abramovic'in bir dönem birlikte çalıştığı Alman sanatçı Ulay ile yaptıkları eylem/eylemelerin videoları da gösteriliyor sergide.
Ulay ve Marina, -bizdeki iddiacı horoz döğüşü seyircisini aratan- seçkin kalabalığın önünde bir performans sanatı sergiyecekleri bir an: Saatler tutulmuş,yürekler susmuş: Birbirlerinden uzaklaşıp bir noktada duruyor ve sonra hızla birbirlerine doğru koşup çarpışıyorlar. Bunu defalarca üst üste yapıyorlar.

Bir başkasında: Salonda kararlı bir şekilde sırt sırta duruyorlar. Bu kez birbirlerinden ters yöne hızla koşuyor ve ölümüne duvara çarpıyorlar. Yine defalarca!" (1-2)


Yalnız bizim medyada değil, dünyanın güdümlü sanat izleyicisinin ilgisi de çok fazla. Yugoslav Meryem İbrahimoğlu, lider Tito'nun demirden yumruğuna 30 sene sonra başkaldırıyor. Sanki çarmıhta İsa mübarek; insan vucudunun tahammül sınırlarını kendi bedeninde ahmakça sorguluyor: Ucunda ölüm olması onu gladyatör seyircisine benzeyen modern insanın algı düzeyinde daha da enteresan kılıyor...


Radikal Gazetesi'nde Pazar günü, 'Marina Abramovic MoMA'da oturuyor' başlıklı bir yazı yazdı. Nur Çintay'da, New York'ta Abramovic sergisini izlemiş, belli ki çok etkilenmiş.Uzun uzun saçmalıklarda bulduğu hikmeti, insanın tükenmişliğinde bulduğu değeri, fotograf güzelliğindeki bir öyküye dönüştürerek anlatıyor. Şöyle diyor:

"Sanatçının bir de yeni, orijinal çalışması var: Hayatındaki en uzun süreli solo işini yapmak üzere, her gün MoMA’nın ikinci katındaki masanın başında sessiz ve hareketsiz oturuyor Abramovic. Karşısındaki sandalyenin sakini değişse de o kıpırtısız, mimiksiz, Dolmabahçe’nin kapısındaki askerlerden farksız... Her gün müze açılmadan önce sandalyedeki yerini alıyor, müze kapandıktan sonra kalkıyor. ‘The Artist Is Here’ takribi 600 saatlik bir performans.
İnsan bunları görünce bizdeki bazı sergilerin sade suya tiritliğine daha çok acıyor."

Son söylediği cümleyi bir daha tekrarlayalım "
Marina Abramovic MoMA'da oturuyor /İnsan- bunları- görünce- bizdeki- bazı- sergilerin- sade- suya- tiritliğine- daha- çok- acıyor...

Biz bu yazının neresini düzeltelim! Ülke sanatçısına yapılan hakareti mi, Nur Çintay'ın sanattan ne anladığını mı? İnsan haklarından problemi olanların Lahey'e gitmesi gibi, New York'da zihnine çektiği hatalı balans ayarını mı? İştahını MoMo servislerinde köreltip,evdeki tarhanayı beğenmemesini mi? Beynini sallama propogandayla uyuşturup, kimliğini yılanın akciğeri gibi dumura uğrattığı sömürge aydınlarını emperyalizmin düşürdüğü durumu mu; ülke gerçeğinin yarattığı sanatsal üretimi anlamlandıramayıp, ışığı/adaleti/hukuku,nizamı,intizamı dışarılarda aramasını mı? Laçka saçmalıklara Türkiye'de uygun beden bulamamasını mı? En iyisi Çintay'ı biz Cemil Meriç'e havale edelim. Bir adet Fildişi Kule, yada İletişim'den çıkan Umrandan Uygarlığa edinsin ;
yeni baştan lise coğrafya kitabını okur gibi okusun.
Baksın bakalım Türkiye dünyanın neresinde, komşuları kimler; dili lehçesi,Türkçesi,güzellikleri, tarihi, problemleri/çözümleri kaç haneye bölünmüş..

Sanatsal kritikler/önermeler, toplumsal bedenin yeniden giydirilmesine, yıkılan/ostrepoza uğrayan iskeletin mukavamet/kuvvet kazanmasına yönelik eleştirilerdir. Artık günümüzde 'çağdaş sanat' fildişi kulesinde oturup, renk/ahenk peşinde iç hezeyanlarını dindirmiyor. Toplum mühendisliğinin bir teknisyeni ya da dışişlerinin kitlesel entegrasyon projeler sorumlusu bürokratı gibi davranıyor. Sosyal inşaatın bir dişlisi gibi görev bilinciyle, ayakları bu ülkenin toprağına basan, gözleri evrensel çıkar ve gerçeklere odaklanmış yeni bir dünya kuruyor.
Diyoruz ya sanat asla yalnız sanat değildir diye. Belagatı/yeteneğiyle imara çalışıyor, ağır kütleyi omuzluyor. Kültür dünyası herkes işinde gücünde/sorunlu olan da var sorumlusu da. Provakötörü,ajitatörü,amigosu, ağlayıcısı, gözyaşı şişesi tüccarı. Patron,patroniçe/galeriçe sanat simsarı. Bazen hammal oluyor, hami ya da hamile herkes bir tarafından tutuyor;dört kolluya bindirip köhne tabuyu, yaşlı cesedi, organları alınmış kadavrayı mezarına taşıyor. Sanatçı da bir nefer gibi mutlaka bir yapı için gönüllü/gönülsüz çalışıyor. Lejyoner ordusuna çalışsa bile bir amacı ve hizmetinde olduğu güçler var.

Yaratıcılık, söyleyecek sözünün olması, merkezde olmak,Dünya sanat tarihine girmek, şaşırtmak, kanını dondurmak, olumlu rüzgarı arkasına almak, şansı yaver gitmek; bunların hepsi ayrı konu başlıkları..

En iyisi siz Nur Çintay'ın ,'Marina Abramovic MoMA'da oturuyor' yazısının tümünü okuyun; ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bir de küçük not; sakın ola ki moralinizi bozmayın,bedbaht olmayın: Bu tür gösterileri ,beyninizi yıkamaya çalışan Amerikan propagandistlerine inanıp sanat/manat zannetmeyin. Hele aynı yapılanları, şempanzeler gibi burada tekrarlamayın değerli sanatçı kardeşlerim. Fena halde aşağılanır, her iki camiadan da dışlanır hor hakir,kapı önüne konursunuz. Sizler doğru yanlış -Amerikalılar gibi isim değiştirmeden-,kişilik zaafiyetine uğramadan, ithal küratörlere ve yamaklarına aldırmadan , bildiğiniz yolda devam edin en iyisi..
Nur Çintay sizi yanıltmasın..


Emin Çetin Girgin
21.05.2010


(1-2) Nagehan Alçı 15 Mayıs Akşam ve Pırıl Güleşçi Arıkonmaz 13 Mayıs Habertürk
yazılarından alıntılar. (3) Nur Çintay ,Radikal Gazetesi 16 Mayıs 2010







.