1 Ocak 2010 Cuma

Şi'ra ya da Şira Yıldızı,astronomide Sirıus Yıldızı olarak da bilinir..





"Doğrusu, 'Şi'ra' nın Rabbi O'dur." (Necm Suresi, 49),Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!(Vakıâ,75-76)
Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.(Vakıâ,77)

Muhammed Peygamber zamanında Huza’a kabilesinin tapındığı Şi’ra yıldızıdır konu olan....Şira yıldızı, astronomide Sirius olarak bilinir. Birçok efsaneye konu olan, mitolojide sayısız kaynakta geçen, kültürleri/uygarlıkları derinden etkilemiş ve hala üzerine en çok yazılan, spekülasyonlar/gruplar, gözlem toplulukları oluşturulan ve insanlar tarafından ismi en çok telaffuz edilen gök varlığıdır. Sirius iki yıldızdan oluşan bir takımdır. Bu takım yıldız, Sirius A ve Sirius B adında iki gök varlığından oluşur. Bunlardan daha büyük olan Sirius A, dünyamıza en yakın yıldızdır. En bilinen özelliği ise ,çıplak gözle görülebildiğimiz en parlak yıldız olmasıdır. Dünyayı ev olarak düşünürsek, gökyüzü bahçemizdeki başlangıç/bekçi rolünden dolayı, köpek-yıldız olarak da adlandırılmasının nedenini çözebiliriz..

Sirius takım yıldızları birbirlerine doğru yay şeklinde bir eksen çizerler ve yaklaşık her 50 yılda Sirıus A ile B, birbirlerine azami ölçüde yaklaşırlar..

Sirius-A ve Sirius-B hakkındaki bilimsel kaynaklara göz atarsak, ulaşılan bilgilerin derlendiği bilgi/belgelerin kaynakçada gösterildiğini söyleyebiliriz.

Eski kayıtlarda, yaz başlangıcındaki hava koşullarının bozulduğu hallerde Sirius’un daha fazla parladığının gözlemlendiği kaydedilmiştir ki, eski Yunanlı gözlemcilere göre bu, sözkonusu yıldızdan olumsuz etkiler yaratan birtakım tesirler yayıldığı anlamını taşıyordu. İnsanların bu tesirlere maruz kalması olayına Grekçe’de 'yıldız tarafından çarpılmış ' anlamında 'astroboletos olmak' deniyordu. Böylece Sirius Batı edebiyatında 'yakan' ya da 'alevler saçan' olarak betimlendi...

Cherokee (kabile) kızılderilileri Sirius’u Antares yıldızıyla eşleştirir ve her ikisini “ruhların yolu”nun sonunun bekçisi olan köpek yıldız olarak kabul ederler. Benzer inanışlara Asya şamanizminde ve eski Mısır mitolojisinde de rastlanır. Nebraska Pawnee’lerinde de Sirius’la ilgili bu tür ilişkilendirmeler görülür. Wolf (Skidi) kabilesine göre Sirius “kurt yıldız”dır. Alaska’lı Inuit’ler ise Sirius’u “Ay Köpeği” olarak adlandırırlar.

Yıldızın adı Sirius-A ana yıldız olmak koşuluyka Sirius-B - (Akyıldız)
Gözlem verileri şöyle,
Takımyıldızı Büyük Köpek Takımyıldızı
Sağ açıklığı 06 h 45 m 08.9 s
Dik açıklığı 16° 42′ 58.017″
Görünür kadiri (V) Sirius-A:−1.47 / Sirius-B: 8.44
Karakteristik özellikleri
Tayf türü (Yıldız sınıflandırma) Sirius-A: A1V / Sirius-B: DA2
U-B Renk ölçeği Sirius-A:−0.05 / Sirius-B: −1.04
B-V Renk ölçeği Sirius-A:0.01 / Sirius-B: −0.03
V-I Renk ölçeği ?
Değişkenlik Hiçbir
Astrometrik nitelikleri
Dikeyhız −7.6 km/s
Özdevim RA: −546.05 mas/yıl
Aralık: −1223.14 mas/yıl

Iraklık açısı 379.21 ± 1.58 mas
Uzaklığı 8,6 ışık yılı
Mutlak kadiri (MV) Sirius-A: 1.42 / Sirius-B: 11.33
Görsel çift yıldız yörüngesi
Yoldaşı α CMa B
Yörünge periyodu (dönüş süresi) (p) 50.09 yıl
Ana eksen (a) 7.56"
Dışmerkezlik (gökbilim) (e) 0.592
Yörünge eğikliği (i) 136.5°
Düğüm boylamı (Ω) 44.6°
Enberi dönemi (T) 1894.13
Enberi açısı (ω) 147.3 °
Fiziksel özellikler
Güneş kütlesi Sirius-A: 2.02 / Sirius-B: 0.978
Güneş yarıçapı Sirius-A: 1.711 / Sirius-B: 0.0084 ± 3%
Yüzey kütleçekimi (log g) Sirius-A: ? - 4.33/ Sirius-B: ? - 8.57
Güneş aydınlatma gücü Sirius-A: 25.4 / Sirius-B: 0.0024
Isı Sirius-A: 9,940 / Sirius-B: 25,200 K
Metallik Sirius-A: ? - [Fe/H] =0.50
Rotasyon hızı Sirius-A: 16 km/saniye
Yaşı 2-3 x 10 8 yıl
Sirius ya da Akyıldız , Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bir çift yıldız. Bu çift yıldızdan Türkçe’de Akyıldız, Osmanlıca'da Şi’ra-i Yemaniye adıyla bilinen Sirius-A bileşeni (α CMa / α Canis Majoris/ Büyük Köpek Takımyıldızı’nın alpha yıldızı), görünür kadiri bakımından gökyüzündeki en parlak yıldız olup, -1.47 görünür kadir derecesiyle, kendisine görünür kadiri bakımından en yakın olan Canopus’a oranla onun iki katı kadar parlaktır ve geceleyin görülen gökyüzünde bu görsel görünüş önemiyle baş rolde bulunmaktadır. Çıplak gözle tek yıldızmış gibi görünen Sirius, aslında, tayf türlerine göre yapılan yıldız sınıflandırma sisteminde A1V sınıfında bulunan Sirius-A ile DA2 sınıfına giren, Sirius-B olarak adlandırılan bir beyaz cüce’den oluşan bir çift yıldızdır.


Sirius-ASirius-A bu parlak görünümünü aslında aydınlatma gücünün yanı sıra Güneş Sistemi’mize yakınlığına borçludur. Güneş’imize 2.6 parsek (8.47 ışık yılı) uzaklıkta oluşundan dolayı, Sirius Sistemi uzaydaki yakın komşularımızdan biridir. Sirius-A kütlesi bakımından Güneş’imizin iki katı olup, 1.42’lik bir mutlak kadir’e sahiptir. Aydınlatma gücü Güneş’imizin 25 katı olmakla birlikte, Canopus veya Rigel gibi diğer parlak yıldızlarınkine oranla aşağıda kalır. Sirius Sistemi’nin yaşı 200 milyon – 300 milyon yıldır. Sistemin oluşma başlangıcında baş rolü oynayan iki mavimsi yıldızdı. Bu iki yıldızdan da kütlesi bakımından baş roldeki, vaktiyle, kaynaklarını tüketerek, dış katmanlarını kaybetmeden önce kızıl dev haline gelmiş ve yaklaşık 120 milyon yıl önce, bugünkü halini almak üzere, yani bir beyaz cüce haline gelmek üzere içine çökmüş Sirius-B yıldızıdır.[1]

Sirius, aynı zamanda, yer aldığı takımyıldızdaki önemli rolünden dolayı, geleneklerde köpek-yıldız olarak da adlandırılır.[2] Bu yıldız pek çok mitolojik ve folklorik öykülere Güneş’ten bağımsız bir biçimde konu olabilmiştir. Sirius-A’nın helyak doğuşu antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polinezya’da kışı haber veriyor, Pasifik Okyanusu’nda ise gemicilere önemli bir işaret oluyordu.

Sirius'un üçgen, yarım daire ve beş uçlu yıldız gliflerinden oluşan hiyeroglifi bilinir.

Yıldızların parlaklıkları ve kadir sistem ölçüsü nedir?

Kadir sistemi ise kısaca açmak gerekirse kaynaklardan ulaştığımız bilgilerle şunları derledik..

Gökyüzünde sabit yıldızlar hakkında bilinmesi gereken ilk şey, tüm yıldızların aynı parlaklıklara sahip olmadığı , yıldızların parlaklıklarını tanımlamak için , kadir (magnetüd ) sisteminin kullanıldığıdır.


İyonya'lı filozof ve bilim adamı Hiparkhos ( M.Ö. 2 yy ), yıldızların ne kadar parlak olduğunu bir diğeri ile karşılaştırarak anlamaya çalışmış ve kayıtlarında bu sistemi kullanmıştır. Hiparkhos, yaklaşık 450 yıldızdan oluşan bir katalog derleyerek, bu katologtaki yıldızları 6 parlaklık sınıfına magnetüd veya kadir ile ayırmıştır. Onun kataloğundaki en parlak yıldızlar 1. kadir yıldızlar olarak adlandırılır. Sonraki en parlak grup, ikinci kadir yıldızdan olmak üzere sınıflama devam eder. Açık ve karanlık bir gecede yalnızca çıplak gözle yapılan gözlemlerde , görülebilen en sönük yıldızlar 6. kadir yıldızlardan oluşmaktadır.


Bu sistemde en büyük kadir numarasının en sönük yıldıza karşılık gelmektedir. Her kadire karşılık gelen parlaklık, kendinden bir sonra gelen kadir numarasına karşılık gelen parlaklıktan 2,5 kez daha parlaktır. Böylece en parlak yıldızlar 1 kadir, çıplak gözle görülebilen en sönük yıldızlarda 6 kadirdir. Yaklaşık olarak ( 2,5 ‘ un 5 katı yani 100 kez daha parlak olmalıdır ) . Astrolojik gözlemlerde kullanılan gözlem aracı yalnızca çıplak göz olduğu için, çıplak gözle görülebilen sönük yıldızların sayısı , en iyi koşullarda 2000 civarıdır. Bu , ortalama 2000 yıldızdan 30 tanesi , 1. kadirden bir yıldız olup, o anki , çağa konuma ve sideral zamana göre , kadir derecelerinde farklılıklar gösterirler.

Yıldızlar gökyüzünde neredeyse yer değiştirmezler. Ortalama 70 yılda 1 derece. Geceleyin gördüğümüz yıldızların düzeni birkaç bin yıl boyunca , birbirlerine çok belirgin farklılıklar göstermeyecektir. İşte yıldızlardaki bu süreklilik, ve kendine ait özel değişken gruplar ile, gezegenlerden, şekil, hareket ve renk olarak ayrılmaları sebebi ile , pek çok eski kültürün mitoloji ve masallarında kendilerine farklı yerler edinmişlerdir.

Yıldızları ana gezegen , renk grupları ile birlikte düşünen eski Astorolog'lar, gökyüzündeki yıldız renklerinin gezegen renkleri ile beraber , bir senkronizasyon içinde olduğunu gözlemlemişlerdir. Örneğin, gökyüzündeki en yüksek konumunda , beyaz dev Sirius ile, Venüs , büyük beyaz parlak bir nokta olarak görünmektedirler.

Mars'ın en parlak konumunda, kızıl kraliyet yıldızı Aldebaran'a, renk olarak benzemesi yıldızların eski Astrolojik geleneklerde etkileri ile gezegen etkileri arasında tayfsal bir yakınlık olduğu düşünülmüştür. Bizler, Spritüel Astroloji'de, yıldızların niteliklerini tıpkı benzedikleri gezegenin karakteri ile birlikte aynı değer ve şekillerde kullanmaktayız. Bizim sabit yıldızlarda kullandığımız, klasik ve antik tüm sistemlere göre farkımız, her bir elementin farklı yıldız gruplarını temsil ettiği gerçeğini bilmemizdir.

Çeşitli uygarlıklara ait en eski astronomik kayıtlarda adı geçen Sirius, eski Mısır’da Sopdet (Grekçe’ye uyarlanmış haliyle Sothis, yıldızın Grekçe’deki adı ise Seirios’dur) olarak bilinirdi. Eski Mısır’da “Orta Krallık” döneminde, Mısırlılar takvimlerini Sirius’un helyak doğuşuna göre düzenlemişlerdi. Bu takvimde esas alınan gün ise, Sirius’un doğuşunun Güneş’in ışığından yeterince uzaklaşmış olmasından sonra, Güneş’in doğuşundan hemen önce açıkça görülür hale geldiği gündü. [3] Bir başka deyişle bu, Sirius’un Mısır göklerinde 70 günlük yokluğundan sonra [4] belirdiği gündü ve Nil Nehri’nin her yılki taşmasından hemen öncesine ve yaz gündönümüne denk gelirdi. [5] Sirius’u (Sothis) ifade eden hiyeroglifin glifleri üçgen, beş uçlu yıldız ve yarım dairedir. Sirius-A eski Mısır panteonunda İsis ilahesi ile özdeşleştirilirdi ki, İsis, eşi Osiris ve oğlu Horus ile bir üçlem oluştururdu. Sirius’un gökyüzünde görülmediği sözkonu 70 gün, İsis ve Osiris’in duat denilen öte-alemde seyrettikleri dönemi simgelerdi.

Pek çok eski Mısır tapınağı, iç odaları Sirius'u görecek biçimde inşa edilmişti. Örneğin, Keops Piramidi'nin Kraliçe Odası'nın duvarında açılan bir kanal yalnızca Sirius'u görmek üzere yapılmıştı.

Eski Yunanlılar, Sirius’un bu kaybolduğu dönemden sonra tekrar gökyüzünde belirmesinin sıcak ve kurak yazı haber verdiğine inanırlar ve ayrıca bunun canlılar üzerinde bitkileri solduran, erkekleri güçsüzleştiren, kadınları tahrik eden birtakım etkileri olduğunu sanarak kaygılanırlardı.

Eski kayıtlarda, yaz başlangıcındaki hava koşullarının bozulduğu hallerde Sirius’un daha fazla parladığının gözlemlendiği kaydedilmiştir ki, eski Yunanlı gözlemcilere göre bu, sözkonusu yıldızdan olumsuz etkiler yaratan birtakım tesirler yayıldığı anlamını taşıyordu. İnsanların bu tesirlere maruz kalması olayına Grekçe’de “yıldızca çarpılmış olmak” anlamında “astroboletos /αστροβολητος olmak” deniyordu. Böylece Sirius Batı edebiyatında “yakan” ya da “alevler saçan” olarak betimlendi. Bu yıldızın belirmesinin ardından gelen mevsim dönemi de “yaz köpeğinin günleri” olarak bilinir. Vaktiyle Ege Denizi’ndeki Ceos (Kea) Adası’nda yaşayanlar, soğukların azalması için Sirius ve Zeus’a kurban keserler ve yaz mevsimindeki temel rolünü oynamak üzere tekrar belirmesini beklerlerdi. Yıldızın parlaklık haline bakarak kendilerini iyi bir talihin bekleyip beklemediğine karar verirlerdi; örneğin yıldızın sisli, puslu halde veya ışığı zayıf biçimde görünmesi vebayı haber veriyor anlamında yorumlanıyordu. Bu adada bulunan M.Ö. 3. yüzyıla ait paralarda ışınlar yayan köpek ve yıldız tasvirlerinin bulunması Sirius’un bu adadaki önemini vurgulamaktadır. [9] Güneş ve Ay'ın çekim kuvvetlerinin etkisiyle, Dünya'nın ekvator bölgesindeki şişkinlik, gezegenin eksensel hareketinde bir tereddüte (titreme) yol açmaktadır. Buna bağlı olarak 26.000 yılda bir oluşan yörüngesel salınım (precession), yıldızların gökyüzündeki konumlarını da yavaş yavaş değiştirmektedir. Bu nedenle Sirius, geçmişe göre daha geç doğmakta ve artık yıldızın şafak vakti yükselişi, eskiden olduğu gibi yaz mevsiminin en sıcak günlerine denk gelmemektedir.


Büyük Köpek, Küçük Köpek ve Tavşan takımyıldızları,Romalılar Sirius’un helyak doğuşunu 25 Nisan civarındaki bir günde kutlardı. Bu kutlamada bir köpek kurban ederler, buhur ve şarap kullanırlar ve o yılki buğday ürününün yıldızdan yayılan tesirlerin buğdaypası hastalığına yol açmadan alınabilmesi için bir de Robigo ilahesine koyun kurban ederlerdi.

İskenderiye’li Batlamyus yıldızların haritasını çıkardığı, Almagest (al-kitabu-l-mijisti) çalışmasının 6. ve 7. Kitabında Sirius’u gökkürenin merkezi boylamınının yerini belirlemek üzere kullanmıştır. Çalışmasında Sirius’u kırmızı renkte boyayarak, onu 6 kızıl yıldızdan biri olarak göstermiştir. (Bkz.Kırmızılığı hakkındaki tartışma) Bu kızıl yıldızlardan diğer beşi gerçekten de M ve K sınıfındadır (Arcturus, Betelgeuse vs.)

Eski Polinezyalılar’da parlak yıldızlar, özellikle Pasifik Okyanusu’ndaki adalar ve atoller arasındaki gemicilik bakımından önem taşıyordu. Denizcilere yardım amacıyla özel seferler için, yıldız pusulası yardımıyla bir yön haritası geliştirdiler. Bu çalışmada yıldızlardan enlem işaretleri olarak da yararlandılar; örneğin Sirius’un yükselimi 17°S olarak Fiji Adası’nın enlemine denk düşüyor, böylece her gece tam olarak adanın üzerinden geçiyordu. Onlara göre, Sirius, Canopus ve Procyon ile birlikte, bir “Büyük Kuş” bedenine benzetilen Manu adındaki Takımyıldız’ı oluşturuyordu. Kuşun kanadının güney ucunu Canopus, kuzey ucunu Procyon oluşturuyordu ki bu doğrultu aynı zamanda Polinezya’nın gece gökkubbesini iki yarıküreye ayırıyordu. Sirius’un eski Yunan’da sabah göğünde belirmesi (doğuşu) nasıl tam olarak yaz mevsiminin habercisi oluyorsa, Maoriler için de, tam olarak kış mevsiminin serin başlangıcının habercisi oluyordu. Bu doğuşa hem "mevsim", hem de "yıldız" anlamına gelen Takurua adını vermişlerdi.

Sirius’un, “Cennet’in Kraliçesi” (Ka'ulua) olarak betimlendiği Hawaii’de kış gündönümündeki en yüksek noktasına gelmesi törenle kutlanırdı. Polinezya’da Sirius’le ilgili daha birçok ad saptanmıştır; bunlardan bazıları Tau-ua (Markiz Adaları’nda) Rehua ( Yeni Zelanda’da) ve Aa ve Hoku-Kauopae’dir (Hawaii’de). 1676’da Edmond Halley güney yarıküre yıldızlarını gözlemleyebilmek için, Güney Atlantik’teki Saint Helena Adası’nda bir yıl kalmıştı. Halley, 40 yıldan fazla bir zaman sonra sonra, 1718’de astronomik ölçümlerini Batlamyus’un Almagest’indeki verilerle karşılaştırdıktan sonra o zamana dek sabit varsayılan yıldızların özdevimini keşfetti. Arcturus ve Sirius’un her ikisi de anlamlı bir şekilde hareket etmekteydiler. Sirius 1800’lü yıllarda güney yönünde 60 dakika (açı dakikası) ilerlemişti.


Sirius B'nin /Yoldaşının keşfi

1844 yılında Alman astronom Friedrich Bessel Sirius-A’nın özdevim hareketindeki değişikliklerden (sapmalardan) Sirius-A’nın görünmeyen bir yoldaşı (bileşeni) olması gerektiği sonucuna vardı. Bu, bir başka deyişle, Sirius-A’nın yoldaşı Sirius-B’nin teleskopla gözlemlenemediği halde, Sirius-A’nın hareketlerindeki değişiklikler gözlemlenerek, matematiksel olarak varılan bir sonuçtu. 31 Aralık 1862’de Amerikalı Alvan Graham Clark o dönemin en güçlü teleskoplarından biri olan 47 cm'lik mercekli teleskobuyla ilk kez, Sirius-A’nın günümüzde Sirius-B ya da “köpek yavrusu” adı verilmiş olan zayıf ışıklı yoldaşını gözlemledi ve böylece, Sirius'un gerçekte çift yıldız olduğunu ortaya çıkardı.[18] Bu çift yıldızdan çıplak gözle görülebileni günümüzde Sirius-A olarak adlandırılır. 1894’ten beri Sirius Sistemi’nde gözlemlenen yörünge düzensizlikleri, sistemde üçüncü bir bileşenin olduğunu ortaya koymaktadır; ancak üçüncü bileşenin varlığı bugüne dek kesin olarak (gözlemle) doğrulanamamıştır. Üçüncü bileşinin varlığı konusundaki görüş 1995’te ortaya konmuştur. Verilere en uygun tahmine göre, bu üçüncü bileşen 0.06 güneş kütlesine sahip olup, Sirius-A’nın çevresindeki yörüngesini 6 yılda tamamlıyor olmalıdır. Bu üçüncü bileşenin (Sirius-C) kadirinin beyaz cüce Sirius-B’nin kadirinin beşte biriyle onda biri arasında oluşu, gözlemlenememesinin nedenini ortaya koymaktadır.[19] Yakın zamanda yapılan son gözlemler, Sirius-C’nin varlığını doğrulayamamakla birlikte, Sirius-A’ya çok yakın bir yıldızın var olma olasılığını tümüyle ortadan kaldırmış da değildir. Her ne kadar 1920’li yıllarda sistemde üçüncü bir yıldız gözlemlenmişse de, bu muhtemelen bir “ışık oyunu”ndan (background) ibaret olmalıydı.

1915’te Walter Sydney Adams, Mount Wilson Gözlemevi’nde 60 inç’lik (1.5 m) bir yansıtıcı (yansıtmalı teleskopun çukur aynası) yardımıyla Sirius-B’nin tayfını gözlemledi ve onun zayıf ışıklı bir beyazımsı yıldız olduğunu saptadı. Bu saptama astronomların bu yıldızın bir beyaz cüce olduğu sonucuna varmalarını sağladı. Sirius-A’nın yarıçapı ilk kez 1959’da kendi geliştirdikleri yıldızsal yoğunluk girişim aracını (interferometre) kullanan Robert Hanbury ve Richard Q. Twiss tarafından ölçüldü.[24] 2005’te ise Hubble Uzay Teleskobu yardımıyla astronomlar Sirius-B’nin hemen hemen Dünya’nınkine eş (12.000 km) bir çapı olduğunu ve hemen hemen Güneş’inkine eş bir kütlesi olduğunu (Güneş’inkinin %98’i) belirlediler.


Kırmızılığı hakkındaki tartışma ...

M.S. 150 yılında astronom Batlamyus, gerçekten kızıl ya da turuncu renklere sahip Betelgeuse, Antares, Aldebaran, Arcturus and Pollux yıldızlarının yanı sıra, kırmızımsı olmadığı bilinen Sirius’u da kırmızımsı olarak betimliyordu.[29] Bu farka ilk dikkat çeken kişi amatör astronom Thomas Barker oldu. Rutland’da Lyndon Hall derebeyi olan Thomas Barker 1760’ta Londra’daki Kraliyet Topluluğu’nun bir toplantısı sırasında bu konuda hazırladığı tezini okudu. Sonradan şu düşünce doğdu: Yıldızların parlaklıkları zamanla değişebildiğine göre, bazı yıldızlar zamanla renk de değiştirebilirlerdi. Bu görüş Eta Carinae çift yıldızındaki değişime tanık olan ve muhtemelen bu olaydan esinlenen John Herschel tarafından 1839’da belirtilmiştir. Thomas Jefferson Jackson See 1892’de konuyla ilgili birçok tezini yayımlayarak "kızıl Sirius" hakkındaki tartışmayı yeniden canlandırdı, tezlerinin özetini de 1926’da yayımladı.[31] See yıldızın kızıllığı hakkında yalnızca Batlamyus’tan değil, Yunanlı şair Aratus’tan, hatip Marcus Tullius Cicero’dan ve general Germanicus’tan da alıntılar yaparak söz ediyordu. Fakat bilindiği gibi bu üçünden hiçbiri astronom değildi. Romalı stoacı filozof Seneca da, Sirius’u Mars’tan daha koyu kırmızılıktaki bir varlık olarak betimlemişti. Bununla birlikte eski gözlemcilerin hepsi de Sirius’u kızıl olarak biliyorlardı denilemez. M.S. 1. yüzyıl şairlerinden Marcus Manilius Sirius’u, 4.yy.’daki Avienus gibi “deniz mavisi” olarak betimlemişti.[34] Sirius eski Çin’de beyaz renk için standart yıldızdır denilebilir. M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıla kadarki kayıtlarda Sirius beyaz renkte betimlenir.

1985’te Alman astronomlardan Wolfhard Schlosser ve Werner Bergmann St. Gregory of Tours tarafından yazılmış “De cursu stellarum ratio” adlı metni içeren, 8. yüzyıldan kalma bir Lombardik el yazmasıyla ilgili bir yazı yayımladılar. Yıldızların konumlarından yola çıkılarak geceleyin dua zamanlarının nasıl belirleneceği konusunda okuyuculara bilgi veren Latince metinde Sirius “kızamık kırmızısı” renginde betimlenmişti. Bazı astronom yazarlara göre, Sirius’un kırmızı olduğuna ilişkin olarak yazılan bu bilgi, muhtemelen Sirius-B’nin vaktiyle bir kızıl dev olduğunun -geçmişten gelen- tanıklığıydı. Diğer astronomlar ise, bu düşünceye karşı olarak, bir karışıklık olabileceği ve St. Gregory of Tours’un bu açıklamasını Sirius yerine Arcturus için yapmış olabileceği şeklinde yanıt verdiler. Öte yandan, astronomlarca bu farklılığa ya da değişime Sirius-A ve Sirius-B’nin yıldızsal evriminin yol açabilme olasılığı olduğu fikri de ortaya atıldı. Binlerce yıllık takvim, yıldız ömürleriyle (evrim süreleriyle) kıyaslandığında çok kısaydı ve Sirius Sistemi’nde böyle bir değişimin olmasına yol açabilecek hiçbir nebula olma işareti yoktu.[40] Eski metinlerde sözü edilen kızıllığının nedeni olarak öne sürülen olasılıklardan biri de Sistem’deki henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş olan üçüncü yıldızın Sirius-A ile olası etkileşimidir.


Görünürlüğü

Akyıldız (Sirius-A) (soldaki büyük olanı) ve Sirius-B'nin (sağdaki küçük olanı) bir ressam tarafından tasviri (NASA)
Gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius-A -1.47 görünür kadir derecesiyle, en parlak ikinci yıldız olan Canopus’a oranla onun iki katı parlaklıktadır. Bununla birlikte, Ay, Jüpiter veya Venüs kadar parlak görülmez. Merkür ve Mars ta bazen Sirius’tan daha parlak görünürler. Sirius yerkürenin hemen hemen, meskun her bölgesinden gözlemlenebilmektedir; tek fark, yerkürenin İzlanda ve Grönland’ın bazı bölgeleri gibi,kuzey kutbuna yakın en kuzeyindeki yerleşim bölgelerinde (en kuzeydeki yerleşim birimleri) 73°'den sonra görülmesinin olanaksız hale gelmesidir. Buna karşılık bazı kuzey kentlerinde görülmeye başlandıktan sonra daha yukarı çıkmaz, örneğin St. Petersburg’da ufkun üzerinde yalnızca 13°’ye ulaşır.[44] Kuzey yarımküreden en iyi görüldüğü dönem kış aylarıdır.

Sirius, Küçük Köpek Takımyıldızı'nda yer alan Procyon ve Avcı Takımyıldızı'nda yer alan kızıl dev Betelgeuse yıldızlarıyla birlikte göğün kuzey yarıküresini gören gözlemciler için, Kış Üçgeni olarak adlandırılan, üç yıldızdan oluşan üçgenin üç köşesinden birini oluşturur. Yıldızı bulmak için Avcı Takımyıldızı yol gösterici olarak alınabilir. Sirius, Avcı'nın kuşağında yer alan üç yıldızın yaklaşık 20 derece güneydoğusundaki en parlak yıldızdır. Avcı Takımyıldızı kış aylarında pek çok yıldız ve takımyıldızı bulmakta yol göstericidir.

Sirius koşullar uygun olduğunda gündüz bile çıplak gözle görülebilir. Koşulların en uygun olduğu durum, gökyüzünün açık olduğu, gözlemcinin yüksek bir irtifa seviyesinde bulunduğu, yıldızın konum olarak tam tepeden geçtiği, yıldızın ufukta aşağıda ve güneşin altında bulunduğu zamanki durumdur.[46] Sirius çift yıldız Sistemi’ndeki yörünge hareketi iki yıldızın açısal uzaklıkta minimum olarak 3″’de, maksimum olarak 11″’de bulunmalarını sağlar. Birbirlerine en fazla yaklaştıklarında, beyaz cüce’yi parlak eşinden ayırt edebilmek son derece zorlaşır; bu en yakın konumda Sirius-B’yi Sirius-A’dan ayırt edebilmek için en az 300 mm. açıklıkta bir teleskobun ve en elverişli görüş koşullarının olması gerekir. Son enberi konumuna 1994 yılında gelmişler ve şimdilerde birbirlerinden yeniden uzaklaşma eğiliminde olduklarından teleskopla gözlemlenmeleri kolaylaşmıştır.

2.6 parsek (8.6 ışık yılı) uzaklıkta bulunan Sirius Sistemi Güneş Sistemi’mize en yakın 8 yıldızdan ikisini içerir ve en yakın beşinci sistemdir. Diğer yakın yıldızlardan Alpha Centauri, Canopus, Rigel ya da Betelgeuse gibi, parlak görünmesinin temel nedeni bize yakınlığıdır. .Fakat aydınlatma gücünün Güneş’imizin 25 katı olduğunu da unutmamak gerekir. Sirius’un en yakın büyük komşusu 1.61 parsek ya da 5.24 ışık yılı uzaklıkta bulunan Procyon yıldızıdır.. Jüpiter’in dört uydusunu incelemek üzere 1977’de fırlatılan Voyager 2 uzay aracının yaklaşık 296.000 yıl sonra Sirius’un 4.3 ışık yılı uzağından geçeceği tahmin edilmektedir..


Sistem

Bazı önemli parlak yıldızların evrim süreçlerindeki kadir değişimleri grafiği.
Yıl Sirius Canopus Vega Arcturus Procyon Altair α Cen
−100.000 -0,66 -0,82 0,33 0,88 0,88 1,69 2,27
−75.000 -0,86 -0,80 0,24 0,58 0,73 1,49 1,84
−50.000 -1,06 -0,77 0,17 0,30 0,58 1,27 1,30
−25.000 -1,22 -0,75 0,08 0,08 0,46 1,03 0,63
0 -1,43 -0,72 0,00 -0,02 0,37 0,78 -0,21
25.000 -1,58 -0,69 -0,08 0,02 0,33 0,49 -0,90
50.000 -1,66 -0,67 -0,16 0,19 0,32 0,22 -0,56
75.000 -1,66 -0,65 -0,25 0,45 0,37 -0,06 0,30
100.000 -1,61 -0,62 -0,32 0,74 0,46 -0,31 1,05

Sirius birbirlerinden 20 astronomik birim uzaklığında (yaklaşık Güneş ile Uranus arasındaki uzaklıkta), birbirleri çevresinde tam olarak 49yılda dönen iki beyaz yıldızdan oluşan bir çift yıldızdır. [53]Sirius-A adı verilen, parlak olan bileşen, tayf türlerine göre yapılan yıldız sınıflandırma sisteminde A1V sınıfında bulunan yüzey ısısı tahminen 9.940 Kelvin olan bir anakol yıldızıdır. Yoldaşı Sirius-B ise yıldızsal evrimini tamamlayarak beyaz cüce haline gelmiş bir anakol yıldızıdır. Kütlesi bir zamanlar Sirius-A’dan daha büyük olan Sirius-B görsel tayfta 10.000 kez daha az parlaktır. Sistemin yaşının 230 milyon yıl olduğu tahmin edilmektedir. Yaşam süreçlerinin erken dönemlerinde eliptik yörüngeleri 9.1 yıl olan iki mavimsi beyaz yıldız oldukları sanılmaktadır. 1983’te uzaya fırlatılan IRAS (Infrared Astronomical Satellite) gözlemevi uydusunca ölçüldüğünde, kızılötesi ışın yayma düzeyinin sanılandan çok daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu, Sistem’de toz bulunduğunun belirtisi olabilir ve çift yıldızlarda görülmeyen, tuhaf bir olgu olarak kabul edilmiştir.


Sirius-A

Sirius-A ile Güneş’in boyutlarının karşılaştırmasıSirius çift yıldız Sistemi’nde iki yıldızdan büyük olanı Sirius-A’dır. Sirius, Güneş'ten 23 kat daha parlak beyaz bir yıldızdır. Tayf türü A olan beyaz yıldızlar, evrendeki yıldızların yaklaşık %1'ini oluştururlar. Sirius,Dünya'ya en yakın yıldızlardan biridir ve yakınlık bakımından 7. sırada yer alır. Kimi kaynaklar Alfa Centauri yıldız sisteminde yer alan üç yıldızı tek bir yıldız saydıklarından, Sirius'un Dünya'ya 5. en yakın yıldız olduğunu yazarlar.

Sirius-A Güneş’imizin 2.02 misli bir kütleye sahiptir.[56] Astronomik “girişim aracı” (interferometer) ile yapılan ölçümlere göre bu yıldızın açısal çapının 5.936±0.016 olduğu tahmin edilmektedir. Her şey göz önünde tutulursa öngörülen rotasyon hızı 16 km/saniyeden aşağı olup, ekseni etrafındaki bu dönme hızı dairesel biçiminde ekvatora doğru bir yassılaşmaya yol açacak kadar büyük bir hız değildir. Oysa ona eş boyutta olmakla birlikte, saniyede 274 km. gibi büyük bir hızla kendi etrafında dönen Vega yıldızı ekvatoru kısmında tümsek şeklinde bir şişme gösterir.

Yıldız örneklerinin incelenmesi yıldızların uzaydaki molekül bulutlarının kendi kütleçekimsel kuvveti altında çökmeye başlamasıyla oluşmaya başladıklarını ortaya koymaktadır. Bu oluşma hareketinden 10 milyon yıl sonra iç enerji üretimi tümüyle nükleer tepkilerden doğdu. Yıldızın çekirdek kısmı yayılma niteliği kazanmış hale geldi ve enerji üretimi için KAO döngüsü nü kullandı. Sirius-A’nın oluşumundan milyar yıl sonra hidrojen rezervlerini tümüyle tüketmiş olacağı öngörülmektedir. İşte o zaman yıldız, evrim sürecindeki kızıl dev aşamasına geçecek, daha sonra da beyaz cüceye dönüşerek istikrarlı halini alacaktır. Sirius-A’nın tayfı (tayf analizi) derin metal çizgiler göstermektedir ki bu, demir gibi, helyumdan daha ağır elementlerin fazlalığına işaret etmektedir. Sirius-A’nın atmosferindeki demir oranı ile Güneş’imizin atmosferindeki demir oranı karşılaştırılırsa Sirius’un atmosferinde demir Güneş’imizinkine oranla üç kat fazladır (% 316). Fakat, dış tabakanın içeriği, yıldızın tümünün içeriği hakkında bir gösterge sayılamaz. Bununla birlikte kimi astronomlara göre, Sirius-A Sirius-B’den ağır elementler almış olup, Güneş'e oranla 7 kat fazla demir içermektedir.

2.366.400 km'lik çapa sahip Sirius-A yaklaşık 10 bin Kelvin (9.727 santigrat) derecesindeki yüzey ısısıyla Güneş’ten 4.000 Kelvin derece daha sıcaktır, Güneş’in 23 katı bir aydınlatma gücüne sahiptir, Güneş’ten 23 kat daha büyük enerji açığa çıkarmaktadır.


Sirius A, hidrojen yakıtını tüketerek ömrünü tamamlamış ve artık "sönmüş" bir güneş olan yoldaşından 10.000 kez daha parlaktır.


Sirius-A ve Sirius-B’nin yarıçap, yoğunluk ve kütle bakımından Güneş ile karşılaştırmalı ölçümleri 2000'li yılların başlarında NASA tarafından şöyle açıklanmıştır (Güneş'in yarıçapı, yoğunluğu ve kütlesi "1" olarak kabul edildiğinde):

Yıldız
Yarıçapı
Yoğunluğu
Kütlesi

Güneş 1.0 1.0 1.0
Sirius-A 1.9 0.335 2.3
Sirius-B 0.022 90.00 0.99


Sirius-B

Sirius-B Dünyamız’dan biraz daha küçük olmasına karşılık yaklaşık 400.000 kez daha ağırdır.
Sirius-B’nin zahiri yörüngesiKeşfedilen ilk beyaz cücedir. Kütlesi Güneş’imizinkine hemen hemen eş olan Sirius-B, bilinen beyaz cüceler içinde kütlesi en büyük olanlardan biridir. Kütlesi 0.5-06 güneş kütlesi olan sıradan bir beyaz cüceye oranla iki kat büyük bir kütleye sahiptir. Küçük olmasına karşın çok ağırdır, bir santimetreküp maddesi 33 ton gelir. Yeryüzünde bu kadar ağır bir element yoktur. Sirius-B’nin oluştuğu madde ya da elementin ağırlığı, yeryüzündeki en ağır element olan osmiyum’un 1.500.000 katıdır. Fakat bu büyük kütle, Dünya gezegeninin hacmine eş bir hacimde, deyim yerindeyse, “sıkışıp kalmış”tır. Yüzey ısısı 25.200 Kelvin’dir. Fakat artık enerji üreten iç kaynaklarının olmamasından dolayı gitgide soğuklaşmaktadır. Bir beyaz cüce, evrim sürecinde, ancak, bir anakol yıldızı oluştan çıktıktan sonra ve kızıl dev aşamasını tamamladıktan sonra oluşur. Bu olayı Sirius-B, yaklaşık 120 milyon yıl önce, yani şimdiki yaşının yarısı yaşındayken geçirdi. Sirius- B bu olayı geçirmeden önce, henüz bir anakol yıldızı olduğu sıralarda, kütlesi 5 güneş kütlesi [58] olan B tipi (tahminen B4-5 tipi)[59] [60] bir yıldızdı. Sirius-B kızıl dev aşamasını geçirdiği sıralarda yoldaşı Sirius-A’nın metalliğini zenginleştirebilmiştir.

Sirius-B’nin, esas olarak, yıldızın erken dönemlerindeki helyum füzyonuyla üretilmiş karbon-oksijen karışımından oluştuğu sanılmaktadır. Yıldız, daha hafif elementlerden oluşan ve kütleleri farklı olduğundan yüksek yüzey çekimi nedeniyle ayrılmış halde yer tutan maddelerden oluşmuş bir katmanla kaplı durumdadır. [61]Sonuç olarak, Sirius-B’nin dış atmosferinin şimdilerde, saf hidrojenden –ki bu en az kütleli elementtir- oluştuğu söylenebilir ve yıldızın tayfında şu ana kadar başka elementlerin izine raslanamamıştır.[62] Fakat kimi astronomlara göre de Sirius–B tümüyle, evrim geçirmiş bir elementten veya bir tür “yoğun demir”den oluşmaktadır. Sirius-B’nin yüzeyi Dünya’daki en sert nesne kabul edilen elmastan 300 kere daha serttir. Sirius-A’dan 10.000 kez daha az parlak bir "sönmüş yıldız" olduğundan ve diğer yıldızlara oranla son derece küçük olduğundan Sirius–A’nın aksine, parlak görülmez, Dünya’dan en modern teleskoplarla bile görülmesi çok zordur. Çapı 12.000 km. olmakla birlikte çekim alanı Dünya’nınkinden 350.000 kez daha güçlüdür. Sirius-B, çevresindeki nesnelere müthiş bir çekim gücü uyguladığından, kendisinden 160.000 kez büyük olmasına karşın Sirius–A’yı çekimiyle etkileyebilmekte ve birbirleri çevresinde dönmektedirler. Sirius-B o kadar yoğundur ki, yıldızdan alınacak 16cm.3'lük maddenin Dünya'daki ağırlığı 2,25 tondur.


Sirius üst kümesi

1909’da Ejnar Hertzsprung Sirius’un “Ursa Major (Büyük Ayı) Hareketli Kümesi”nin bir üyesi olduğu fikrini ortaya atan ilk kişi oldu. Bu fikre Sistem’in gökyüzünde yaptığı hareketleri gözlemleyerek varmıştı. Ursa Major kümesi uzaydaki hareketlerinde ortaklık gösteren, çekimsel gevşeme göstermelerinden itibaren bir açık kümenin üyeleri haline gelen, 220 yıldızdan oluşan bir yıldız sistemidir. Ancak 2003 ve 2005’te yapılan analizler Sirius’un bu kümenin bir üyesi olması konusunda kuşku duyulmasına neden olmuştur. Kümenin tahmini yaşının 500±100 milyon yıl olmasına karşın, Güneş’e benzer bir metalliğe sahip Sirius, kümenin ancak yarısı kadar bir yaştadır. Yani sözkonusu kümeye ait olmasıyla çelişen, genç bir yaştadır. Bir başka görüş de Sirius Üstkümesi olarak ortaya atılmıştır. Sirius, Ursa Major kümesi yerine bu kümenin üyesi olabilir: Sirius, Beta Aurigae, Alpha Coronae Borealis, Beta Crateris, Beta Eridani ve Beta Serpentis dağınık yıldızları gibi yol almaktadır ki, bu dağınık yıldızlar Güneş’imizden 500 ışık yılı uzaklıkta yer alan üç kümeden birini oluştururlar. Diğer iki küme her biri yüzlerce yıldızdan oluşan Hyades ve Ülker (yıldız kümesi) dir.


Kutsal metinlerde Sirius

Sirius-A'nın Yörüngesi. Sirius-B de Sirius-A'nın yaptığı yaylara simetrik olarak (eksene oranla) yaylar çizerSoldaki hareketli resimde çiftyıldızlarda iki yıldızın birbirleri çevresinde dönüşü gösterilmektedir. Fakat her iki yıldız aynı zamanda belli bir yöne doğru hareket halinde de olduklarından Sirius yörüngesi, kâğıt üzerinde çizildiğinde, hemen hemen tüm adlarındaki iki ortak harf olan “s” ve “i”yi andırırcasına, bir eksen üzerinde dolanan “S”lere benzer.(Bkz.Sirius-A ve B'nin çizdiği yörünge) Sirius–A ve Sirius–B böylece, biri küçük, biri büyük basık halkaların sırayla birbirini izlemesinden oluşan bir zinciri andırırcasına çift yaylar çizerler. Dolanma süresi kimi astronomlarca 49,9 yıl olarak hesaplanmıştır.


Sirius (Arapça adıyla Şi'ra-yı Yemani ya da kısaca Şi’ra) Güneş hariç tutulursa, Kuran’da adı geçen tek yıldız olup, kendisinden Necm (-Arapça’daki anlamı yıldızdır-) suresinde söz edilir.İlginç bir rastlantı, sözkonusu yıldızdan surenin 49’uncu ayetinde söz edilmesi ve aynı surenin 9’uncu ayetinde iki yıldızın yörüngelerini ima edercesine “iki yay” ifadesinin geçmesidir. Her iki ayetin sayıları yani 49 ve 9 yan yana getirildiğinde ise sözkonusu yıldızların kimi astronomlarca ileri sürülmüş dolanım süreleri olan 49,9 (yıl) sayısının oluştuğu görülmektedir. Fakat dolanım sürelerinin 49.9 yıl olmadığını, daha az ya da daha çok olduğunu ileri süren astronomlar da vardır. Sirius yıldızından Zend Avesta'da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur.



Etimolojik bakış ve kültürel anlamı


Yıldızın adının günümüzde en yaygın kullanımı, Latince’ye Yunanca’dan geçerek Latince’de “Sirius” haline gelmiş biçimidir. Bu ad antik Yunan’da Σείριος (Seirios, "parlaklık, ateş" ya da "aşırı sıcak gün") idi. Fakat sözcüğün kökeni muhtemelen, Yunanca da değildi. Yunanca’daki adının kayıtlı en eski kullanımı Hesiodos’un M.Ö. 7. yüzyılda yazılmış “İşler ve Günler” yapıtında görülmektedir. [71] Sirius’u belirten ifadelerin ve ona verilen adların sayısı 50’nin üzerindedir. Arapça’daki adı Şi’ra’dır الشعرى (“işaret, rehber, kılavuz”). Sanskritçede yıldız Mrgavyadha ("geyik avcısı") ya da Lubdhaka (“avcı”) olarak bilinir. Mrgavyadha olarak yıldız, Shiva’nın (Şiva) Rudra (rüzgar, fırtına ve av ilahı) biçimini temsil eder. Yıldız İskandinavya’da Lokabrenna (“Loki tarafından yakılmış” ya da “Loki’nin meşalesi”) olarak bilinir. Japonca’da ise günlük dilde Aoboshi (“mavi yıldız”) olarak ifade edilir.


Sirius-A ve Sirius-B’nin Hubble Uzay Teleskobu ile çekilmiş nadir fotoğraflarından biriSirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:

“Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
“Sigi” (Dogonlar’da)
“Sigo” (Bambara’larda)
“Şira” (Araplar’da)
“Seirios” (Hellenler'de)
“Sirius” (Romalılar’da)
“Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
“Kak-si-si” (Hititler’de)
“Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Farsça: Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde)
“Sima Kayne” (Bozolar’da)
“Sirona” (Galyalılar’da)
"Hu-Şi" (Çinliler’de )

Yıldız, Orta Çağ’ın Avrupa astrolojisinde "Behenian sabit yıldızları"ndan biri olup beril taşlarıyla ve ardıçla ilişkilendiriliyordu. Sirius’un kabalistik sembolü Heinrich Cornelius Agrippa tarafından oluşturulan listede çizilmiştir. Sirius’un kabalistik sembolü

Birçok kültürde Sirius’a kurt ya da köpekle ilgili bir özel anlam yüklenmiştir:

Çin geleneklerinde Sirius yıldızı, “göksel saray”ın bekçisi “göksel kurt” olarak nitelendirilir. Çin geleneğine nereden geçtiği pek bilinmeyen “Göksel kurt” ifadesi Orta Asya Türkçe’sinde 'gök böri' ya da 'bör-teçene'dir. (Kimi yazarlar Demir-Kazık yıldızı adının Ön-Türkler’de Kutup Yıldızı’nı belirtmediğini, Sirius ile ilgili bir anlam taşıdığını iddia etmişlerdir.)

Yunan mitolojisinde Sirius köpek-yıldız olarak adlandırılır; Sirius yıldızının yer aldığı takımyıldız da Büyük Köpek Takımyıldızı olarak adlandırılır.
Pers geleneklerinde Sirius’tan “Köpek Yıldızı” olarak söz edilir.
Tuaregler'in geleneğinde Sirius köpek-yıldız olarak nitelendirilir.
Eski Mısır’da Sirius önceleri büyük bir köpekle temsil edilirdi. İskenderiye’de basılan Grek madeni paralarında, yıldızı Sirius olan ilahe İsis, bir köpeğe binmiş durumda görülür. Eski Mısır’da kurt ise Sirius–B’yi temsil ettiği sanılan Osiris ile ilişkilendirilirdi.
Kuzey Amerika kızılderili kabilelerinde Sirius ya köpek ya da kurtla ilişkilendirilir.
Büyük Köpek Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı olan Sirius, teklifsiz konuşmada çoğu zaman “köpek yıldız” olarak belirtilir. Zaten Klasik Mitoloji’de de "avcı Orion"un köpeği olarak betimlenir, bu betimleme sanat eserlerine de yansımıştır. Antik Yunan’da aynı zamanda, Sirius’tan yayılan tesirlerin yaz sıcağında (köpek günleri) köpekler üzerinde, onları anormal davranışlara sevk edecek etkiler yaratabileceği düşünülmekteydi. "Köpek günleri" kavramı Romalılar’a da geçmiş ve bunun sonucunda Latince’de “dies caniculares” ve canicula ("küçük köpek") terimleri doğmuş, daha doğrusu bu terimlere özel anlam yüklenmiştir. Çin astronomisinde yıldız "göksel kurt" (Tiānláng) olarak bilinir ( Japonca'sı Tenrō, Korece'si Cheonlang). [79] Sirius bu kültürlerin bölgelerinden uzakta sayılabilecek başka bölgelerde de, örneğin Kuzey Amerika kızılderililerinde de köpek ya da kurtla ilişkili görülür. Örneğin Meksika’daki Seri'ler ve Sonoran Çölü’ndeki Tohono O'odham yerlileri Sirius’u “dağın koyunlarını takip eden köpek” olarak belirtiler, Karaayak dilinde ise yıldıza “köpek-yüz” denir. Cherokee (kabile) kızılderilileri Sirius’u Antares yıldızıyla eşleştirir ve her ikisini “ruhların yolu”nun sonunun bekçisi olan köpek yıldız olarak kabul ederler. Benzer inanışlara Asya şamanizminde ve eski Mısır mitolojisinde de rastlanır. Nebraska Pawnee’lerinde de Sirius’la ilgili bu tür ilişkilendirmeler görülür. Wolf (Skidi) kabilesine göre Sirius “kurt yıldız”dır. Alaska’lı Inuit’ler ise Sirius’u “Ay Köpeği” olarak adlandırırlar.


Dandera Tapınağı’nın dairesel burçlar kuşağı;Hathor kayıkta inek olarak tasvir edilmiştir.Yine, birçok kültürde Sirius yay ve ok ile ilişkilendirilir:

Asur-Babil tradisyonunda, Sirius’a ve Sirius sistemindeki başka bir yıldıza (Sirius–B) yay ve ok adları verilir.
Çin mitolojisinde, Sirius yayla ifade edilir. Sirius’un Çince’deki adı Hu-Şi, “Yay ve Ok” anlamına gelir.
Mısır’da, Dandera Tapınağı’nın dairesel burçlar kuşağında Sirius yay ve okla temsil edilir.
Afrika’da Mali’de yaşayan Dogonlar’ın Sirius–A’yı belirtmek üzere çizdikleri şekil, yay ve okun birleşmiş şeklidir.
Pers geleneğinde Sirius yay veya ok yıldızı olarak ifade edilir.
Antik Çin’de güney yarıküre bir ok ile bölünen yay şeklinde canlandırılırdı. Oku oluşturan Büyük Köpek Takımyıldızı ve Puppis Takımyıldızı’ydı. Okun ucu kurt-Sirius ile noktalanırdı. Benzer bir ilişkilendirme Dandera’daki Hathor Tapınağı’nda görülür; burada ilahe Satet okuyla Hathor’u (Sirius) resmetmektedir. Pers kültüründe Tir adıyla bilinen Sirius, geç Pers kültüründe ok olarak tasvir edilmiştir.

Sembolizmde Sirius


Sirius'un antik Yunan'da batıdan doğuşu inisiyasyonlarda küçük misterlerin sonu anlamına gelirdi. Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50'dir.


Sirıus'den etkilenen kültürler: Dogonlar kimdir?



Tipik bir Dogon köyü Dogonlar Afrika'nın Mali cumhuriyetinde yaşayan bir kabile halkıdır. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü 1930’lu yıllarda Batı'ya tanıtmış olan etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyasyona dayalı bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır. Dogonlar’ın 1930’lu yıllarda bildirdikleri bazı bilgiler, sonradan modern astronomik keşiflerle doğrulanabilmiştir.


Kimilerince ilkel olarak nitelendirilebilecek bu halkın geleneksel olarak bildiği, teleskopa sahip olunmaksızın bilinmesi imkânsız denilen astronomik bilgilerden bazıları şunlardır:


Satürn’ün halkaları
Jüpiter’in uyduları

Dünya yuvarlaktır ve Güneş etrafında döner, Ay da Dünya etrafında döner.
Sirius bir çift yıldızdan oluşur, birbirleri çevresinde 50 yılda bir dönerler, biri çok küçüktür, gözle görülemez ve onun maddesi çok ağırdır. (Bu bilgileri bilebilmek için teleskop da yeterli değildir.)
Dogonlar, bu kadarla kalmayıp, Sirius Sistemi’nde henüz varlığı halen doğrulanamamış üçüncü bir bileşen yıldızın olduğunu, dolanım süresini ve gezegenin bulunduğunu bildirmektedir.

Dogonların bu bilgileri nasıl bilebildikleri hakkında şimdiye dek çeşitli spekülasyonlar yapılmışsa da, spekülasyonların ötesinde, doğrulanabilir bir veri elde edilebilmiş değildir.

Sirius yıldızına en fazla önem vermiş topluluklardan biri olan, Dogonlar'ın Sirius ile ilgili olarak, sembolizm içerdiği sanılan diğer inanışları şöyledir:

Po tohumunun en yüksek gök katındaki ifade edicisi, temsil edicisi ve kopyası Sirius-B yıldızıdır (Po-tolo). Po tohumu alemi döndürmeyi bitirmiş olduğundan dış zar Sirius-B’ye dönüştü. Sirius-B’de Po’nun döndürmüş olduğu alemin kanından arta kalan kısım vardır. Bu, onun yarattığı her şeyin kanından arta kalan kısımdır. Sirius-B küçük olmasına karşın en ağır yıldızdır. Tüm yıldızların ilki Sirius-B’dir. Alemdeki her şey onda vardır. O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir. Âlem Sirius-B yıldızının sayesinde dönmektedir. Sirius Sistemi Güneş Sistemi’mizle evlenmiş bulunmaktadır. Dünya’ya Sirius-B yıldızından Nommo'nun gemisi ile aktarılan tohumlar yalnızca Dünya üzerinde değil, yaratılan tüm “üst üste konulmuş alemler” de çimlenip çoğaldılar. Dünya’ya kelâmın hepsi açıklanmadı, daha gelecektir. "Emirler Sirius-B'den Sirius-A'ya Sirius-C vasıtasıyla aktarılmaktadır.


Eski uygarlıklarda Sirius
Antik çağ ezoterizminde, Çin’de, eski Mısır’da, bazı Afrika kabilelerinde, Mezopotamya’da, Anadolu’da yaşamış Hititler ve Urartular’da, Hopi kızılderililerinde, şamanist Türkler’de ve kimi araştırmacılara göre yitik uygarlıklardan Mu ve Atlantis’te her zaman önemini korumuştur. Kimilerine göre bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin Dünya üzerindeki sevk ve idarelerini bu yıldız varlıkları aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. Sirius yıldızının bu rolü hakkında bilgi veren kişilerden biri Lori Tostado’dur. Bir iddiaya göre, yitik Mu kıtasına tektanrılı dinin indirilmesinden beri gezegenimizde Sirius kültürü hakimdir. .

Sirius adının günümüzdeki kullanımları ..

Sirius sık sık bilim kurguya ve popüler kültüre konu oluşturmuştur. Macquarie Üniversitesi’nin öğrencilerinin çıkardığı günlüğün adı Sirius’tur. [94] 18.yy.’dan beri Birleşik Krallığın Kraliyet Filosu’ndaki 7 gemi HMS Sirius adını almıştır. Aynı şekilde Avustralya ve Amerikan gemilerinden de Sirius adını alanlar olmuştur. Birçok motora yine Sirius adı verilmiştir (Lockheed Sirius, Mitsubishi Sirius). CD Radio adlı Kuzey Amerika uydu radyo şirketi 1999’da adını Sirius Satellite Radio olarak değiştirmiştir. J. K. Rowling Harry Potter serisinde, Harry’nin vaftiz babası da Sirius adını kullanmıştır. Grönland’daki Danimarka Özel Güçler Ünitesi, Sirius Patrol adını almıştır.

***


Bir de 'çoban' olarak geçen Niburu Yıldızı var ..


... göklerde parlayan yıldız
başlangıç ve gelecek onun ellerinde olsun, herkes ona saygı göstersin
diyelim ki: O dinlenmeksizin yolunu tiamat'ın ortasından zorla geçirdi onun adı Nibiru olsun, ortayı ele geçiren
çünkü gökyüzündeki yıldızlara yollarını o sağladı o bütün tanrıların çobanı oldu'
Enuma Elish / İÖ 3. bin yıl.
(..) Maya takvimine göre 2012 yılında çağımız kapanıyor. Hikaye kısaca şu: Sümerler tarafından keşfedildiği varsayılan bir gezegen olan Nibiru gezegenimize doğru geliyor. Tezin sahibi Zecharia Sitchin Güneş'in etrafındaki turunu her 3600 yılda bir tamamlayan gezegen Nibiru'dan bahseder.
Nibiru, Babil astrolojisinde bazen tanrı Marduk'la ilişkilendirilen bir isimdir. Nibiru, Asur Krallığı (MÖ 668-627) Assurbanipal kütüphanesinde bulunmuş olan Babil yaratılış şiiri Enuma Elish'te rolü olan karakterlerden biridir. Sitchin, 12. gezegenle birlikte; Eski Ahit'in Sümer tabletlerinden temel aldığını söyler. Hataları vardır.
Sümer Şar'ını yuvarlak hesap 3600 yıl kabul eder; Mezopotamya yazıtlarının hepsini olduğu gibi doğru sayar; MÖ 17. yüzyıldaki karanlık çağı ve felaketleri görmezden gelir.
Mısır'dan çıkışı kuyruklu yıldıza bağlar. Ona göre Marduk'un son geçişi MÖ 200 yılında olmuştur...(101)

***

Ayrıca internette tesadüf ettiğim ama yazarını bulamadığım için burada ismini dipnot/kaynaklarda belirtemediğim Niburu ya da Nibiru ile ilgili başka bir kaynak yazı daha var ki, bunu da Japonya depreminin ardından güncellenen konu nedeniyle okurla ayrıca paylaşıyorum..

'Zecharia Sitchin. Mezopotamya'daki bütün kazı alanlarında bulunmuş, binlerce eski tabletin derlenip okunmasına ve tercümesine olağanüstü destek vermiş, bütün Batı dillerinin yanı sıra antik dillerin neredeyse hepsini çok iyi bilen bu büyük usta, "12. Gezegen" adını verdiği kitabıyla bilim gündemine bomba gibi düştü.

Sitchin bir bilim adamıydı ve dünyanın her yerinde akademik çevrelerde sevgi ve saygıyla anılıyordu. Dahası, yaşamının otuz yılını Mezopotamya uygarlıklarına ait çivi yazısı tabletlerin derlenip okunmasına ve deşifre edilmesine vermişti. Bugün, altı kitaptan oluşan "Earth Chronicles" (Dünya Güncesi) dizisiyle, ortalığı sarsmaya devam ediyor.

Bundan 450000 yıl önce, "Nibiru" (planet X) ya da "Marduk" adlı bir gezegenden, bir grup ziyaretçi gelmişti dünyamıza. Nibiru, Pluton'un dışından elips bir yörüngeyle güneş sistemimize bağlı olan "12. Gezegen"di. (Sümerler Güneş ve Ay'ı da sayıyorlardı.) Yörüngesini tamamlaması yaklaşık 3600 yıl sürüyordu ve bu büyük turun önemli bir bölümünü dünyanın çok uzağında geçiriyordu Nibiru. Sümerlerin büyük tanrısı Anu, aslında bu federasyonun başkanıydı ve onun tarafından dünyamıza bazı mineraller almak üzere yollanmış olan ekibe de "Annunaki" deniyordu.

Astronomlar, güneş sisteminde, Pluton'un dışında, oldukça uzun yörüngeli bir gezegenin varlığından şüpheleniyor ve bu doğrultuda araştırmalar yapıyorlar. "Planet X" adı verilen bu araştırma misyonu içinde, Sümer metinlerinindeki bilgilerin doğruluğunun kanıtlanmak üzere olduğunu söyleyenler de var, böyle bir ize hala rastlanmadığını belirtenler de. Ama gezegenin dünya yakınına bir dahaki geliş tarihinin aşağı yukarı 2013 yılına rastlayacağı tezi dikkate alınınca...

Bunu Mayalarla ilişkilendirecek olursak. Şaşırtıcı bir astronomi bilgisiyle yalnızca Güneş, Ay ve Venüs gibi “birincil” gök cisimlerinin değil, neredeyse bütün önemli uzak yıldızların bile hareketlerini gözlemlemişlerdi bu insanlar.

Zamanı ölçmede en hassas hesaplara ulaşmak için, farklı döngülerden yararlanmışlardı. Bunların ilki, “kutsal takvim” olarak bilinen ve 20’şer günlük 13 aydan oluşan “Tzolkin” (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu döngü, 13 rakam ve 20 ismin oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260 günlük sürecin bitiş günü “13 Ahau”dur.

“Haab” adını taşıyan bir ikinci takvim, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve yine 20’şer günlük 18 aydan oluşur. “Uinal” olarak adlandırılan bu 20 günlük ayların toplamı 360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna “tun” adı verilir. Normal güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5 tanrının adıyla “tun”a eklenir (aynı Mısır ve Sümer’de olduğu gibi!)

Aynı “sıfır noktası”nda iki takvim de başladığında, daha ilk döngüden itibaren ritmlerinin tutmayacağı ortadadır. Her iki döngünün gün sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir. Tzolkin ile Haab’ın bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin’e göre 13 Ahau gününde, Haab da sona ermiştir. Mayalar, bu günü ilginç bir şekilde, fazlasıyla önemserler. Her 52 yıllık dönem sonu, onlar için “dünyanın sona erebileceği” bir kıyamet kabusuna eşittir.

Mayaların zaman ölçümleri, Tzolkin ve Haab kombinasyonuyla bitmez. Sürekli olarak 20 ve 13 rakamlarının çarpımlarını kullanarak daha büyük birimlere ulaştıkları, değil insanlar için, toplumlar, devletler için bile “astronomik” ölçüde uzun süreçleri ve döngüleri hesaplamışlardır. Haab’ın ana parçası, 20 günlük 18 aydan oluşan bir süreçtir. Bu 360 günlük “yıl” (Haab buna 5 artık gün eklenerek elde edilir), Maya hesap sisteminde “tun” adını alır. Bir üst birim, 20 “tun”dan oluşan yeni bir ölçüdür ve “katun” ismiyle sistemde yerini alır. Dolayısıyla bir katun, 20 tun, aynı zamanda da 7200 güne “kin” eşittir. Mayaların zaman ölçümleri, bununla da bitmez: 20 katun, yani 400 tun ya da 144.000 günden oluşan “kritik” bir birim daha kullanırlar: “Baktun”. Doğaldır ki bu denli uzun bir süre günlük pratik kullanımlar için değil, daha yüce ve “ilahi” hesaplar için gerekmiştir Mayalara.

İşte Mayaların efsanevi “Long Count” yani “Uzun Sayım” dedikleri süreç, 13 Baktun’a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı).

Tarım ve günlük işler için Haab’dan ve kısmen Tzolkin’den yararlanan Mayalar, tarihin neresinde durduklarını anlamak için Uzun Sayım’a da bakar ve onun günlerini kaydederler.

Örnek: Bir günü, baktun,katun,tun,uinal ve kin’den oluşan 5 haneli bir “tarih” olarak yazmışlardır. Sözgelimi “11.2.5.1.4” gibi bir tarih, Maya Uzun Sayım esasına göre “11 baktun, 2 katun, 5 tun, 1 uinal ve 4 kin” demektir ve 721.107 güne, yaklaşık olarak 4381 yıla eşittir. (11 x 144.000 + 2 x 7200 + 5 x 360 + 1 x 20 + 4= 1600224. Bu sayıyı bir güneş yılına denk gelen 365,242 güne bölersek, 4381,27 sayısını elde ederiz.) Bu da yaklaşık olarak M.S. 1267 yılına denk gelir.

Maya tarihinde “başlangıcı” olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa’nın doğduğu varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı “0” olarak kabul eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız. Mayalarda da bu tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin başlangıç noktası. Eğer bu tarihin, bizim takvimimize göre hangi güne denk geldiğini bilmezsek, Maya Uzun Sayım’ındaki hesapların da bizler için hiçbir anlamı yoktur.

Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla yapım tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen birkaç tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban’da) Maya rahiplerinin, yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de bulunmuş ve basit bir hesap işlemiyle içinde bulunduğumuz devrenin başlangıç tarihi, yani Maya notasyonuna göre 0.0.0.0.0 günü de belirlenebilmiştir.

Yanılma payıyla birlikte tarih, İ.Ö 3114 yılının yaz aylarına denk gelir.

Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun’luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012’ye denk gelmektedir. Mayalara göre dönemin bitişini işaretleyen 13 Baktun, yani 13.0.0.0.0 günü belirttiğimiz gibi 2012 yılının 21 Aralık tarihine, yani astronomik anlamda “Kış gündönümüne” (Güneş’in en güneyden, Oğlak Dönencesi hizasından doğduğu, yılın en kısa günü) rastlar. Oldukça yaklaşmış bulunduğumuz bu tarihin, astronomi uzmanlarınca yapılmış analizi de son derece çarpıcı sonuçlar sergiliyor.

Yıllardır bu konuyla ilgili çalışan Amerikalı araştırmacı John Major Jenkins, 1997 yılında yayımladığı “Maya Cosmogenesis 2012” adlı kitabında, 13.0.0.0.0 gününün bir analizini sunuyor meraklı okurlara. Jenkins’e göre 21 Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumlar, oldukça sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen sınırıyla kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen “karanlık nokta”da (karadelik olduğun dair sağlam kanıtlar bulundu.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor.

Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte. O tarihe ilişkin beklentilerinin ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Ama her Güneş’in, yani her dönemin bitişinde olduğu gibi, “5. Güneş”in bitiminde de olağanüstü gelişmeler ve büyük bir yenilenme bekledikleri açık. Bir “çarpı” işareti şeklindeki bu birleşim, Maya kozmolojisinde “Kutsal Ağaç” ya da “Yaşam Ağacı” olarak adlandırılıyor. (Bütün kutsal kitaplardaki “Yaşam Ağacı” mitini anımsayınız.) Ağacın iki ekseninin kesişme noktası da, yukarıda da belirttiğimiz gibi bu noktayla aynı hizada. Mayalar, Samanyolu kuşağının göbeğindeki bu esrarengiz siyah alanın, çok önemli olduğunu düşünmüşler. İnsan dahil, bütün yaşam unsurları o noktadan doğuyor ve evrene yayılıyor onlara göre. 21 Aralık 2012 günü de, galaksinin merkezini işaretleyen bu noktadan, dünyadaki bütün yaşamı etkileyecek bir kapının açılacağını düşünüyorlar. İşin en ilginci ta 2500 yıl önce heyecanla bekliyor olmaları!

Maya düşüncesinde Uzun Sayım döneminin bitimi; aynı zamanda en çok saygı duydukları tanrılarının geri dönüş gününe ilişkin çağrışımlara da sahip. Neredeyse bütün tapınaklara damgasını vuran Kukulkan, uzun yıllar önce “Tekrar geleceğim” diyerek Maya yurdundan ayrılmış. Simgesi “tüylü yılan” olan bu bilge tanrı, Mayalara göre onlara her şeyi öğreten ilahi bir figür. Efsaneler, Kukulkan’ın Doğu ufkunda belirip, denizden geldiğini söylüyor. Atalarına dokumacılıktan tarıma, astronomiden mühendisliğe dek birçok şey öğreten bu “tanrı”nın fiziksel özellikleri ise, Mayaların tasvirine göre, Mayaların aksine, beyaz tenli, açık renk gözlü, açık renk saçlı, uzun boylu bir tanrı. Elinde de sürekli bir asa taşıyor.

Bu dönemde Mayaların daha hiçbir “beyaz adam” ile karşılaşmamış olduğu düşünüldüğünde, bu tanımlama oldukça ilginç geliyor insana. Üstelik, Kukulkan’ın uzun bir de sakalı var – Mayalarda hiç olmayan bir şey bu, çünkü genetik olarak sakalları çıkmıyor!

Benzerlikler, Güney Amerika’ya, And Dağları dolaylarına bakıldığında da farkediliyor. ortaya çıkıyor. İnkalar ve Keçua kabileleriyle birlikteyiz ve onların mitlerinde de açık renk tenli, sakallı, elinde asa taşıyan bir beyaz tanrıya rastlıyoruz, Viracocha. Kukulkan’a yükenen nitelikler, Viracocha için de geçerli. İnkalar ve Keçualar tarımı, yıldız bilimini, yazıyı, matematiği öğretmiş. Ve yine bir gün, geri geleceği sözünü vererek uzaklaşıp gitmiş.

Dil bilimci ve araştırmacı Zecharia Sitchin’e göre, Kukulkan ve Viracocha aynı kişilik. Ama Sitchin’in teorisinin farkı, bu iki karakterin Mezopotamya’da bir başka tanrıyla da özdeş olduğunu vurgulaması. “Earth Chronicles” serisinin beşinci kitabı olan “Zamanın Başlangıcı", Orta ve Güney Amerika’ya bu bilgileri taşıyan “beyaz tanrı”nın, Mısır’ın ünlü bilgelik tanrısı Thoth olduğunu söylüyor. Sitchin’e göre, Sümer’in büyük tanrılarından Enki’nin ortanca oğlu, Mısırlı Thoth’un ta kendisi. Mısır’da “Ptah” adıyla biliniyor ve “Büyük Mimar” olarak anılıyor Enki. Büyük oğlu Marduk’sa, Nil vadisindeki uygarlığa sahip çıkan ünlü Ra ile aynı kişi. Sitchin, iki kardeş arasındaki sürtüşme sonucu Ra’nın Thoth’u sürgüne yolladığını; bu duyarlı bilge tanrının da okyanusu aşarak Olmec ve İnkalara yeni bir uygarlığın temellerini oluşturmalarında yardım ettiğini ileri sürüyor. Zecheria Sitchin’e göre Mezopotamya’da başlayan uygarlık serüveninin mimarları, güneş sistemimizin henüz keşfedilmemiş 10. gezegeni Nibiru’dan gelen ve Sümer dilinde “gökten yere inenler” anlamında “Anunnaki” adıyla anılan gelişmiş bir ırktır! Mayaların 5. Güneş evresinin başlangıcını belirleyen İ.Ö 3114 tarihi, Kukulkan, Viracocha adlarıyla bilinen “tanrı”nın Amerika’ya geliş tarihidir. Aynı başlangıç noktası, Mısır’ın Ra egemenliğindeki dönemini ve hemen bununla aynı zamanda beliren Menes’in firavunluğunu da işaretlemektedir.

Mayaların astronomi birikimlerinde, Boğa takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir önemi var. Güneş’i, Ay’ı, Venüs’ü, Mars’ı ve Ekliptik üzerindeki bütün değişimleri dikkatle izleyip gök günlüklerine kaydeden Mayalar, 7 parlak yıldızıyla açık gecelerde Pleiades grubunu da yakın takibe almışlardı. Bu yıldız grubunun gökyüzünün tepe noktasından (“Zenith” noktası) geçişi, Mayalar için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin ile Haab’ın son günlerinin çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda yaşandığı için de fazlasıyla önemsenirdi. Monte Alban’dan İzapa’ya dek birçok kentte, gökyüzünün tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış şaftlara sahip yapılar bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını yukarı kaldırıp belli bir anda daracık şafttan gökyüzüne bakan gözlemci, yalnızca Zenith noktasını görürdü. Ayrıca , Güneş’in Zenith noktasına ulaştığı öğle saatleri de bu şaftlardan gözlenirdi.

Meksika’nın güneyinde, İzapa’nın geçtiği paralel üzerinde Güneş – Pleiades buluşması, presesyon etkisinden bağımsız olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61 gün sonra gerçekleşir. Günümüzde bu tarih, Güneş’in Boğa Burcu’na girdiği 20 Mayıs tarihine denk gelmektedir. Gündüzleri yıldızlar görünmese de, tıpkı Mezopotamya, Mısır ve diğer Yakın Doğu halkları gibi Mayalar da geniş astronomi bilgisi ve ince hesaplarla çizilmiş yıldız haritaları sayesinde, yıldızların konumlarını gündüzleri de belirleyebiliyorlardı. Pleiades’in Güneş ile aynı hizaya gelmesi de dikkatle izledikleri göksel olaylardan biriydi. Bu buluşma Zenith’te gerçekleşirse? Bu müthiş üçlü birleşme, oldukça heyecan vericiydi Mayalar için ve hiç kuşkusuz, bir değişim döneminin başlangıcını işaretliyordu.

Mayıs 2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız. Ama ondan çok daha önemli birşeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz Mayalarca önemli olduğu yeterince vurgulanan gün, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000’dir. Mayalar, 13 Baktun’un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı

BuBu yeni bir çağın başlangıcına, 21 Aralık 2012’ye giden süreçti.

İzapa’nın konumuna göre belirlenen 20 Mayıs 2000 tarihi, Chichen Itza’da 23 Mayıs 2000’e rastlar. (Türkiye'de 25 Mayıs 2000.) Bu Maya kentindeki astronomik yapılar da, bu gizemli buluşmanın binlerce yıl önce hesaplanmış işaretleridir. Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith’e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki “çıngırak” işaretleri, Maya kültüründe Pleiades’in simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, “Ahau yüzü” olarak adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş’i simgelemektedir. Bir bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasına işaret etmektedir yani. 20 Mayıs 2000 günü öğle saatlerinde oluşacak astronomik dizilim, yüzyıllar evvel Mayalarca, en önemli tanrıları için yapılan piramidin tepesinde simgesel olarak gerçekleştirilmiştir.

“Öğreten tanrı'nın söz verdiği "geri dönüş” gününün bekleyişi.

2012 yılının 20 Mayıs’ında aynı astronomik konum yine yaşanacak; ancak bir yenilikle: Aşağı yukarı tam o saatlerde, yani Güneş – Pleiades – Zenith birleşimi başladığında, bir de Güneş tutulması gerçekleşecek! Tutulmadan 7 ay sonra bu döneme noktasını koyacak o büyük günün, 21 Aralık’ın gelişi de gizem boyutunu bir misli daha artırıyor gibi.

Yeniden Mayıs 2000 göklerine dönelim: 17 Mayıs, beş gezegenin aralarındaki açının en daraldığı gün. 20 Mayıs’taysa, Mayaların yüzyıllar öncesinden dikkatimizi çektiği Güneş – Pleiades – Zenith buluşması yaşanıyor öğle saatlerinde. Buluşma anında, Güneşin sağ yanında Venüs, Jüpiter ve Satürn; sol yanındaysa Merkür ve Mars diziliyor. Güneş – Pleiades kesişmesinden, solda ve sağda yer alan gezegenlere doğru birbirine paralel çizgiler çizin. Ortaya çıkan şekil, sizce de bütün antik uygarlıkların saygı ve korkuyla yaklaştıkları ünlü “Kanatlı Disk” glifine benzemiyor mu?'



Kaynaklar
Türkçe Vikipedi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Sirius adresinden ve
İngilizce Vikipedi'deki 18 Mart 2008 tarihli Sirius maddesinden yararlanıldı.
"Dogonlar'da Sirius Gizemi", SALT,Alparslan, Ruh ve Madde Yayınları,1984
"Sirius Gizemi",TEMPLE,Robert K.,Ruh ve Madde Yayınları,1999
"Le Renard pâle", GRIAULE, Marcel. ve DIETERLEN,Germaine,Institut d'Ethnologie, Musée de l'Homme, Paris 1965.
"Essai sur la cosmogonie Dogon", GUERRIER,Eric,Robert Laffont,1975.
Notlar
1↑ Liebert, J.; Young, P. A.; Arnett, D.; Holberg, J. B.; Williams, K. A. (2005). The Age and Progenitor Mass of Sirius B.The Astrophysical Journal 630 (1): L69-L72. 
2↑ Richard Hinckley Allen (1899). Star-names and Their Meanings. New York: G. E. Stechert, 117.
3↑ Helyak doğuş (Heliak doğuş) Güneş ile aynı sırada doğup batabilen yıldızların Güneş’in doğduğu sıralardaki doğuşuna verilen addır. Bir yıldızın helyak doğuşu ile Güneş’in doğuşu arasındaki zaman farkı yılın belirli bir gününde sıfırlanır ki, o günden sonra o yıldız Güneş’ten daha önce doğmaya başlar. Bu iki doğuş arasındaki zaman farkı, başlangıçta bir iki hafta boyunca bir saati geçmez. Fakat fark giderek açılır ve yıldızın doğuşu gece yerine gündüze denk gelmeye başlayınca ışığı Güneş’in güçlü ışığı yanında sönük kalan yıldız her yıl belirli bir dönem boyunca görülemez. Mısırlılar da bu yüzden 70 gün boyunca Sirius’u göklerinde göremezlerdi. (Dharma Ansiklopedi,SALT,Alparslan ve ÇOBANLI,Cem,Dharma Yayınları,İstanbul,2001)
4↑ Holberg, JB (2007), Sirius: Brightest Diamond in the Night Sky, Chichester, UK: Praxis Publishing, pp. 4–5
5↑ The Sun Behind The Sun — A Special Day In Egypt's Remote Past. The Sirius Research Group (December 2004).
6↑ (Holberg 2007, p. 19)
7↑ (Holberg 2007, p. 20)
8↑ (Holberg 2007, pp. 16–17)
9↑ (Holberg 2007, pp. 16–17)
10↑ Ovid Fasti IV, lines 901-942.
11↑ (Holberg 2007, p. 32)
12↑ A recent transformation of Sirius Science Frontiers Online (Jan-Feb 1986). Retrieved on 2006-08-04.
13↑ (Holberg 2007, p. 25)
14↑ (Holberg 2007, pp. 25–26)
15↑ (Holberg 2007, p. 26)
16↑ Holberg, JB (2007), Sirius: Brightest Diamond in the Night Sky, Chichester, UK: Praxis Publishing, pp. pp. 41–42, ISBN 0-387-48941-X
17↑ F. W. Bessel, communicated by J. F. W. Herschel (December 1844). "On the Variations of the Proper Motions of Procyon and Sirius". Monthly Notices of the Royal Astronomical Society 6: 136–141. 
18↑ Camille Flammarion (August 1877). "The Companion of Sirius". The Astronomical Register 15 (176): 186–189. 
19↑ Benest, D., & Duvent, J. L. (July 1995). "Is Sirius a triple star?". Astronomy and Astrophysics 299: 621–628. Retrieved on 2007-02-04.  For the instability of an orbit around Sirius B, see §3.2.
20↑ Bonnet-Bidaud, J. M.; Colas, F.; Lecacheux, J. (August 2000). "Search for companions around Sirius". Astronomy and Astrophysics 360: 991–996. Retrieved on 2007-10-13. 
21↑ W. S. Adams (December 1915). "The Spectrum of the Companion of Sirius". Publications of the Astronomical Society of the Pacific 27 (161): 236–237. 
22↑ Holberg, J. B. (2005). "How Degenerate Stars Came to be Known as White Dwarfs". Bulletin of the American Astronomical Society 37 (2): 1503. Retrieved on 2007-05-15. 
23↑ Girişim Aracı (interferometer): Yakın çiftlerin açısal uzaklığını, yıldızların çapını girişim yoluyla ölçen optik araç.
24↑ R. Hanbury Brown and R. Q. Twiss (1958). "Interferometry of the Intensity Fluctuations in Light. IV. A Test of an Intensity Interferometer on Sirius A". Proceedings of the Royal Society of London 248 (1253): 222-237. Retrieved on 2006-07-04. 
25↑ Dwayne Brown, Donna Weaver (December 13, 2005).Astronomers Use Hubble to 'Weigh' Dog Star's Companion. NASA. Retrieved on 2007-10-13.
26↑ McGourty, Christine. "Hubble finds mass of white dwarf", BBC News, 2005-12-14. Retrieved on 2007-10-13.
27↑ Peter Bond. "Astronomers Use Hubble to 'Weigh' Dog Star's Companion", Royal Astronomical Society, 2005-12-14. Retrieved on 2006-08-04.
28↑ M. A. Barstow, Howard E. Bond, J. B. Holberg, M. R. Burleigh, I. Hubeny, and D. Koester (2005). "Hubble Space Telescope spectroscopy of the Balmer lines in Sirius B". Monthly Notices of the Royal Astronomical Society 362 (4): 1134–1142. Retrieved on 2007-10-13. 
29↑ (Holberg 2007, p. 157)
30↑ 28↑ (Holberg 2007, p. 158)
31↑ (Holberg 2007, p. 161)
32↑ (Holberg 2007, p. 162)
33↑ Whittet DCB (1999). "A Physical Interpretation of the ‘red Sirius’ Anomaly". Mon. Not. R. Astron. Soc. 310: 335-39.
34↑ (Holberg 2007, p. 163)
35↑ 江晓原 (1992). "中国古籍中天狼星颜色之记载" (in Chinese). 天文学报 33 (4).
36↑ Xiao-Yuan Jiang (April 1993). "The colour of Sirius as recorded in ancient Chinese texts". Chinese Astronomy and Astrophysics 17 (2): 223–228. doi:10.1016/0275-1062(93)90073-X.
37↑ Schlosser W, Bergmann W (November 1985). "(abstract) An early-medieval account on the red colour of Sirius and its astrophysical implications". Nature (318): 45-46. doi:10.1038/318045a0. Retrieved on 2008-01-11.
38↑ McCluskey SC (January 1987). "The colour of Sirius in the sixth century". Nature (325): 87. doi:10.1038/325087a0. Retrieved on 2008-01-11.
39↑ van Gent RH (January 1987). "The colour of Sirius in the sixth century". Nature (325): 87-89. doi:10.1038/325087b0. Retrieved on 2008-01-11.
40↑ a b Whittet DCB (1999). "physical interpretation of the 'red Sirius' anomaly". Monthly Notices of the Royal Astronomical Society 310 (2): 355–359. Retrieved on 2007-06-30.
41↑ a b (Holberg 2007, p. xi)
42↑ Espenak, Fred. Mars Ephemeris . Twelve Year Planetary Ephemeris: 1995-2006, NASA Reference Publication 1349.
43↑ Espenak, Fred. Mercury Ephemeris. Twelve Year Planetary Ephemeris: 1995-2006, NASA Reference Publication 1349.
44↑ (Holberg 2007, p. 82)
45↑ Darling, David. Winter Triangle. The Internet Encyclopedia of Science. Retrieved on 2007-10-20.
46↑ Henshaw, C. (1984). "the Visibility of Sirius in Daylight". Journal of the British Astronomical Association 94 (5): 221–222. Retrieved on 2007-10-20.
47↑ Two full 50.09 yr orbits following the periastron epoch of 1894.13 gives a date of 1994.31.
48↑ Mullaney, James (March 2008). Splendid Double Stars: Pretty Doubles in Orion's Vicinity. Sky & Telescope. Retrieved on 2008-02-01.
49↑ a b Henry, Dr. Todd J. (2006-07-01). One Hundred Nearest Star Systems. RECONS. Retrieved on 2006-08-04.
50↑ The Brightest Stars. Royal Astronomical Society of New Zealand. Retrieved on 2007-12-14.
51↑ a b c d Sirius 2. SolStation. Retrieved on 2006-08-04.
52↑ Angrum, Andrea (August 25, 2005). Interstellar Mission. NASA/JPL. Retrieved on 2007-05-07.
53↑ 1 light year = 63,241 AU; semi-major axis = distance × tan(subtended angle) = 8.6 × 63,241 × tan(7.56″) = 19.9 A.U., approximately
54↑ a b (Holberg 2007, p. 214)
55↑ Backman, D. E. (June 30-July 11, 1986). "IRAS observations of nearby main sequence stars and modeling of excess infrared emission". Proceedings, 6th Topical Meetings and Workshop on Cosmic Dust and Space Debris, Toulouse, France: COSPAR and IAF.. ISSN 0273-1177. Retrieved on 2007-10-20.
56↑ Pedro, Braganca (2003-07-15).The 10 Brightest Stars. SPACE.com. Retrieved on 2006-08-04
57↑ Aufdenberg, J.P.; Ridgway, S.T. et al (2006). "results from the CHARA Array: VII. Long-Baseline Interferometric Measurements of Vega Consistent with a Pole-On, Rapidly Rotating Star?" (PDF). Astrophysical Journal 645: 664–675. Retrieved on 2007-11-09.
58↑ Liebert J, Young PA, Arnett D, Holberg JB, Williams KA (2005). "The Age and Progenitor Mass of Sirius B". The Astrophysical Journal 630: L69–L72. Retrieved on 2007-03-24.
59↑ Siess, Lionel (2000). Computation of Isochrones. Institut d'Astronomie et d'Astrophysique, Université libre de Bruxelles. Retrieved on 2007-03-24.
60↑ Palla, Francesco (May 16-20, 2005). "Stellar evolution before the ZAMS". Proceedings of the international Astronomical Union 227: 196-205, Italy: Cambridge University Press. Retrieved on 2007-03-24.
61↑ Koester, D.; Chanmugam, G. (1990). "Physics of white dwarf stars". Reports on Progress in Physics 53 (7): 837-915. Retrieved on 2008-01-03.
62↑ Holberg, J. B.; Barstow, M. A.; Burleigh, M. R.; Kruk, J. W.; Hubeny, I.; Koester, D. (2004). "FUSE observations of Sirius B". Bulletin of the American Astronomical Society 36: 1514. Retrieved on 2007-10-20.
63↑ Ursa Major Hareketli Kümesi, Collinder 285 adıyla da bilinmekte olup, Dünya’ya en yakın hareketli kümedir. Bu, uzayda ortak bir köken kabul eden, aynı hızla hareket eden yıldızlardan oluşan bir yıldız sistemidir.
64↑ Frommert, Hartmut; Kronberg, Christine (April 26, 2003).The Ursa Major Moving Cluster, Collinder 285. SEDS. Retrieved on 2007-11-22.
65↑ King, Jeremy R.; Villarreal, Adam R.; Soderblom, David R.; Gulliver, Austin F.; Adelman, Saul J. (2003). "Stellar Kinematic Groups. II. A Reexamination of the Membership, Activity, and Age of the Ursa Major Group". Astronomical Journal 15 (4): 1980-2017. Retrieved on 2007-11-22.
66↑ The life and times of Sirius B, Ken Croswell, Astronomy, online, July 27, 2005. Accessed October 19, 2007.
67↑ Eggen, Olin J. (1992). "The Sirius supercluster in the FK5". Astronomical Journal 104 (4): 1493-1504. Retrieved on 2007-11-22.
68↑ Olano, C. A. (2001). "The Origin of the Local System of Gas and Stars". The Astronomical Journal 121: 295–308. Retrieved on 2007-12-11.
69↑ "The Sirius Mystery",TEMPLE,Robert,Futura Publications,London,1976.49.9
70↑ Liddell, Henry G.; &Scott, Robert (1980). Greek-English Lexicon, Abridged Edition, Oxford: Oxford University Press. ISBN 0-19-910207-4.
71↑ (Holberg 2007, pp. 15–16)
72↑ Staff (2007). Sirius. Britannica Online Encyclopedia. Retrieved on 2007-09-10.
73↑ Subhash Kak. Indic ideas in the Greco-Roman world.
74↑ Shri Shri Shiva Mahadeva.
75↑ "Dogonlarda Sirius Gizemi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,1984.
76↑ Tyson, Donald; Freake, James (1993). Three Books of Occult Philosophy. Llewellyn Worldwide. ISBN 0-87542-832-0.
77↑ Agrippa, Heinrich Cornelius (1533). De Occulta Philosophia.
78↑ "Semboller Ansiklopedisi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,2006,(s.222)
79↑ (Holberg 2007, p. 22)
80↑ (Holberg 2007, p. 23)
81↑ "Semboller Ansiklopedisi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,2006,(s.357)
82↑ (Holberg 2007, p. 24)
83↑ "Semboller Ansiklopedisi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,2006
84↑ Robert Temple,"The Sirius Mystery",Futura Publications,London,1976.
85↑ "Dogonlarda Sirius Gizemi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,1984.
86↑ M. Griaule & G. Dieterlen: "Le Renard pâle" Institut d'Ethnologie, Musée de l'Homme, Paris 1965.
87↑ Eric Guerrier,"Essai sur la cosmogonie Dogon",Robert Laffont,1975.
88↑ "Dogonlarda Sirius Gizemi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,1984.
89↑ "Dogonlarda Sirius Gizemi",SALT,Alparslan,Ruh ve Madde Yayınları,İstanbul,1984.
90↑ "Dharma Ansiklopedi",SALT,Alparslan ve ÇOBANLI,Cem,Dharma Yayınları,İstanbul,2001.(s.395-396)
91↑ "Lori Tostado
92↑ "Dharma Ansiklopedi",SALT,Alparslan ve ÇOBANLI,Cem,Dharma Yayınları,İstanbul,2001.(s.395-396)
93↑ (1993) Writing Science Fiction & Fantasy. St. Martin's Griffin, p. 108.ISBN 978-0-312-08926-9.
94↑ About Macquarie University — Naming of the University. Macquarie University official website. Macquarie University (2007). Retrieved on 2007-12-27.
95↑ Henderson G, Stanbury M (1988). The Sirius: Past and Present. Sydney: Collins, p. 38.ISBN 0-7322-2447-0.
96↑ Royal Australian Navy (2006). HMAS Sirius: Welcome Aboard. Royal Australian Navy - Official Site. Commonwealth of Australia. Retrieved on 2008-01-23.
97↑ van der Linden, FR (2000). Lockheed 8 Sirius. Smithsonian: National Air and Space Museum - Official Website. Smithsonian Institute. Retrieved on 2008-01-26.
98↑ Mitsubishi Motors history. Mitsubishi Motors - South Africa Official Website. Mercedes Benz (2007). Retrieved on 2008-01-27.
99↑ Sirius Satellite Radio, Inc. - Company Profile, Information, Business Description, History, Background Information on Sirius Satellite Radio, Inc. Net Industries, LLC.. Retrieved on 2008-01-22.
100↑ Kopel, Dave (June 9, 2003). Deconstructing Rowling. National Review Online. Retrieved on 2008-02-28.
101 S.Akinan-Akşam 14/3 2011


.