EMİN ÇETİN
İstanbul'da doğdu.1979 yılında üniversiteyi bitirdi. Milliyet,Hürriyet başta olmak üzere çeşitli yayın organlarında çalıştı. 1983/89 yılları arasında Cumhuriyet gazetesi sanat yazarı olarak görev yaptı. Sanat tarihi,çağdaş sanat eleştirisi, ekonomi, siyaset,felsefe konularında araştırma,eleştiri ve söyleşileri çeşitli gazete,dergilerde yayınlandı. Yazışma adresi ecg.okur@gmail.com
Doğanın bütünlüğü olan hukukunu ,insanoğlu kendi çakma yasalarıyla değiştirmek istiyor..
Dünya sanat tarihi, istilanın, sömürünün,, yalanların gülümseyen tarihidir. Saklanmak istenilen , nazik efendi maskesi takan emperyalist bataklık timsahının gözyaşlarıdır.. Afrikanın kanı, Ortadaoğunun canına, Asyanın acısı, kölelerin teri, Latin Amerikadan Gazze'ye dünyanın tüm kefensiz ölülerinin son nefesinden önceki lanetine rağmen yazılmış bu tarihi reddediyoruz. Batı'nın 'güzel' dediği, aslında çirkin zanaatlarının, insan haksızlıklarının, hayvani talanın o muhteşem ,heybetli tarihi, sömürünün o ihtişamlı yalanı olmasa, uygarlığın kültürel mirası denilen, hayret ve huşuyla ziyaret ettiğimiz nezih müzeler, akılcı zırhlar kuşanılarak savunulan aydınlanma devrimleri, başlar verilen sosyal uyanışlar, medeniyet timsali liberal demokrasiler ya da üvey evlatlar ,radikal sosyalistler de olamazdı. Bugün okutulan saklı çekmecelere konulmuş günahların karşılığı olan bu masûm yüzlü kâbuslar imparatorluğu yüzyılın ikiyüzlü tüfeyli tarihi yazılamazdı. Uygarlığın kazandığı her mevzi, insanlığın oynadığı bu komedyada doğadaki tüm canlıların kaybettiği binlerce yaşam hakkıdır. İnsanoğu önce keşf sonra işgal ederek , öğrenerek ve bilerek ,bilgisini bulaştırarak ve kandırarak ilerliyor ; ne var ki, aslında intihar ediyor. . Hegel'den miras kalan köle/efendi diyalektiği kader gibi görülmüş, reddedenler tarafından bile uygulanan vazgeçilmez zorunlu bir yasa/nomos oluşturmuştur. Tüm ideolojik önermelere ihtiyaç duymadan, doğanın kendi hukukunu gözleyip uyum sağladığımızda , direneni öğüten çenesiyle dev bir insan otamatına dönüşmüş kapitalizmin zihni şokluyan tedbirlerine rağmen düşüncede sıçrama yapabilme hakkımızı koruyabilseydik, tüketmenin şehvet dolu çığlıklarına direnebilseydik eğer, tarih başka şekilde de yazılabilirdi ; insanoğlu artık doğru bir seçim yapmak, doğanın verdiğiyle yetinmek zorundadır.. Çözüm ütopyalar ve hiçbir kutsal ya da ideolojik nedenle ötelenmemesi/ertelenmemesi gereken demokrasi talebindedir.. Üretmeden, doğanın zihnini karıştırmadan tüketmenin dengesi bulunmalıdır. Doğayla hiyerarşi oluşturmadan yaşayabilmek önemli siyasi tasarımdır ki, insan varlığına bugüne kadar böyle bir siyasi teklif sunulmamıştır. Bazen mağdurun iş elbisesi, bazen mağrurun kostümüyle görünmüş, her renkteki ideolojisi , ilerleme önerisi ve paranın artı değer üreten pratiğiyle bugüne kadar dünyada ondan başka bir ekonomik sistem olmamıştır. Karar vermeliyiz ; ya yüzyıldır çeşitli kılıklara bürünerek bazen kurbanı bazen celladı oynayan kapitalizm yaşayacak ya da tabiat ana.. http://cagdaselestiri.blogspot.com ..........